5 denir. Yunus Emre şöyle der: "Bir kez gönül yıktın ise bu kıldığın namaz değil / Yetmiş iki millet dahi elin yüzün yumaz değil."6 Gerçek namaz mîrac olmaya aday namazdır. Gündelik namazlarımız onun taklidi sayılır. Özlenen o asıl namaza ulaşabilmek için ihlâs ve samimiyetle gayret göstermeye devam etmelidir. O kıldığın namaz değil Yetmiş iki millet dahi Elin yüzün yumaz değil” Diyor bizim Yunus. Çağın kıtlığı çektiği sevgiyi bize katık yap. Çağın unuttuğu takvayı, ALLAH korkusunu bize azık yap! Ey güzeller güzeli ALLAH’ım, “Ben onu demek istemedim!” itirazı hazırdır; arkasından “Yetmiş iki millet dahi elin yüzün yumaz değil.” gibi doğru sözler hakikî bağlamından koparılarak eğri büğrü gayelerle kullanılır. Ne güzel demiş Yunus Emre; “Bir kez gönül yıktın ise Bu kıldığın namaz değil, Yetmiş iki millet dahi elin yüzün yumaz değil.” Hak, hukuk tanımayan, izan yoksunu bu kibre düşmüşlere, milletimiz elbette hakkını helal etmeyecektir. Grup başkanvekilimiz, UYAP üzerinden bu şahıs hakkında, euç duyurusunda bulunmuştur. birkez gönül yıktın ise. bu kıldığın namaz değil. yetmiş iki millet dahi. elin yüzün yumaz değil. hani erenler geldi geçdi. bunlar yardu kaldı göçdü. pervaz urup hakk'a uçdu. hüma kuşudur kaz değil. yol oldur ki doğru vara. cash. Camus’nün Veba romanı hakkında bir şeyler yazmak istiyordum. Özellikle karaborsacı Cottard hakkında. Yaşadığımız her her salgının Cottardları var. Çok uzağa gitmeyelim. Cemaat güçlüyken, “Hocam hocam!” diye ağlayıp şiir yazanlar, şimdi “Reis reis!” diye ağlıyorlar. Her devirde borsaları var. İşin ilginç tarafı, her devirde kananları da var. “Bakalım korona salgınında kimler Cottard, kimler Dr. Rieux olacak?” diye düşünürken kolonya karaborsası, ortaya çıktı. Adam, aynı fiyattan satsa zâten sürümden kazanacak. Yok olmaz, muhakkak karborsacı olmalı. O parayı yüz yaşına kadar yiyeceğinin garantisi var sanki. Zihnim romanla meşgûlken Show tv haber sunucusu Ece Üner’in sözleri, gündem oldu. Karaborsacılar ve fırsatçılar için, “Sorsan hepimiz Müslümanız. Ama gel gör ki namaz, 5 vakit; ahlâk, 24 saat farz.” dedi. İlk dikkatimi çeken şey, Üner’in, “biz” dilini kullanmasıydı. Yâni özeleştiri yaptı. “Hey Karaborsacılar! Bir de utanmadan namaz kılıyorsunuz!” demedi. Yeni Şafak gazetesinden, “Namazın konuyla ne alâkası var? Bu sefer olmadı Ece Üner!” tepkisi geldi. Oysa şöyle bir tepki gelmeliydi “Namaz kılanların yalan söylediğini, iftira attığını, fır fır döndüğünü, zulüm karşısında sustuğunu nerede gördün ki karaborsacılık yaptıklarına ve yapanlara sustuklarına ihtimâl veriyorsun?” Böyle bir soruyu sormaya yüzümüz kalmayınca kestirmeden saldırmalı “Namazla ne alâkası var?” Adamın biri, hâkim karşısına çıkmış. Hâkim sormuş “Karını niye öldürdün? “Nâmusum için!” “İyi de dosyanda, hırsızlık, adam öldürme, uyuşturucu, darb, ne ararsan var.” Adam, şöyle bir dikilmiş “Bunların nâmusla ne alakası var Hâkim Bey?” .... Eskiden ben de kızardım. Özellikle sinema ve beyaz ekrandaki filmlerde dindarların ahlâksız gösterilmesine karşı çıktığım çok yazım var. Fakat artık yazamıyorum. Çünkü dindarlar, yalan söylüyor, iftira atıyor, yetim malına el uzatıyorlar. Geçen sene mart- haziran arasındaki yerel seçim süreci, üç aylara rastlamıştı. Muhâfazakâr basındaki yalan haberlere doyamadık. Ne orucumuz kaldı ne bayramımız! Oysa ne kadar iddiâlıydık iktidara gelirken. Keçisi çalınan müftüyü, “Müftü keçi çaldı” diye haber yapanları utandıracaktık. Utandırmak şöyle dursun, zulüm, haksızlık, yalan habercilikte geçmişi kirli olanlar, başımıza ahlâk âbidesi kesildiler. Demek ki iktidar olmak, ahlâkı unutturuyor; muhâlefet olmak ise hatırlatıyor. Solcuların devrimi ile sağcıların dâvâsı, iktidarda kirlendi. Şöyle tarafsız bir gözle târihe bakabilsek kimsenin kimseye diyecek sözü olmadığını görmek zor değil. ........ Ahmet Hakan, Ece Üner’i önyargılı olmakla suçladı. Peki yedi asır evvelden seslenen Yunus Emre de mi önyargılı? Birkez gönül yıktın ise O kıldığın namaz değil Yetmiş iki millet dahî Elin yüzün yumaz değil Tasavvuf şiirinin en önemli temsilcisi, aynı zamanda bir alim ve halk şairi olan Yunus Emre, güzel ve anlamlı ve hikmetli sözleriYunus Emre’nin En güzel, Resimli ve en anlamlı, meşhur sözlerini sizler için derledik.. Resimli Yunus Emre Sözleri ve En Güzel Yunus Emre Sözleri, Şiirlerini bir arada Emre SözleriSabah mezarlığa vardım, baktım herkes ölmüş yatar, her biri çâresiz olup, ömrünü yitirmiş güzeli görebilmektir, sevmenin sırrına erebilmektir. Cihan, Alem herkes bilsin ki şunu; En büyük ibadet Adem oğlanı, nefse zebun olmuştur. Hayvan canavar gibi, otlamağa ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir, sen kendini bilmezsen, bu nice aşıkı şir eder, aslanı zencir eder, katı taşı mum ederBeni bende demen bende değilem, bir ben vardır bende benden türlü cefanın adını aşk hoş gör, Yaradan’dan davasını bırak, muhabbetten olma ırak, sevgi ile dolsun yürek, hoşgörülü olmaya bak…Ne varlığa sevinirim, ne yokluğa yerinirim. Aşkın ile avunurum; bana seni gerek sözi alimden, zinhar olma zalimden, korkadurın ölümden, cümle doğan doğru ol da varsın sanan eğri sansın. Lâkin sakın unutma ki; Sen kendini birşey sanmadığın sürece doğru hata yapmayan insan, hiçbir şey yapmayan insandır. Ve hayatta en büyük hata, kendini hatasız dünyaya inanma, vefasın bulam sanma. Ömrün veren ziyana, çoğu pişman be aldırma Yaradan yardır. Sanmaki zalimin ettiği kârdır. Mazlumun ahı indirir şâhı. Herşeyin bir vakti Emre Hikmetli SözleriBir kez gönül yıktın ise, Bu kıldığın namaz değil. Yetmiş iki millet dahi Elin yüzün’ yumaz bir mümin’in kalbin kırarsan hakka eylediğin secde düşer kül eyler, gönüllere yol eyler, sultanları kul eyler, hikmetli nesnedir saadeti ebedi kalır Sabır kimde ise o nasib dünyaya konup göçenler. Ne söylerler ne bir haber verirlerOlsun be aldırma Yaradan yardır. Sanma ki zalimin ettiği kârdır. Mazlumun ahı indirir şâhı. Her şeyin bir vakti söz erin yüküdür, çok söz hayvan söz erin yüküdür, çok söz hayvan hayat ırmağından su içenler! Gelin soralım canlara ki güzelliği ne oldu da gidiyor. Ben hep seninim diyordu, şimdi neyi buldu da gidiyor?Bir bahçeye giremezsen, durup seyran eyleme. Bir gönül yapamazsan, yıkıp viran okuduk ötürü, pazar eyledik götürü, Yaratılmışı hoş gördük, Yaratandan elim al kaldır beni. Ya vaslına erdir beni. Çok ağlattın güldür beni. Gel gör beni aşk hor eğer hürmet Kişiye sözden gelir. Zehr ile pişen aşı Yemeğe kim uş dâra geldim, Yusuf’um, pazara geldim. Aslanım, şikâra geldim, velâkin yatağım nice yüksek ise, yol anın üstünden ilerde bir gün “keşke” demek istemiyorsan, 3 şeyi doğru seç! Eşini, işini, dünyaya gelen gider. Yürü fani dünya, sana gelende gülmüş var mıdır?Bu dünyaya gelen gider. Yürü fani dünya, sana gelende gülmüş var mıdır?Ey Yunus Hakk’ı bilen söylemez hergiz yalan, ikilik ile gelen doğru yol bulmuş kitabın manasını okudum tahsil ettim. Aşka gelince gördüm, bir uzun hece davasını bırak muhabbetten olma ırak, sevgi ile dolsun yürek hoşgörülü olmaya rahminden geldik pazara, bir kefen aldık döndük Rabbena hayreyle, Muhammed’e yâr eyle, Kabrimizi nur eyle, Kabre vardığım ne korkarsın, korkma ebedi yalan kardeşim, dünya yalan! Var mı yalan dünyada bakî kalan. Mal da yalan, mülk de yalan. Var biraz da sen dünya olanın, dünya kadar derdi vardır…Hoştur bana senden gelen. Ya gonca gül yahut diken. Ya hayattır yahut kefen. Nârın da hoş, nurun da hoş. Kahrın da hoş, lütfun da iIe abad oIanın akıbeti berbad geImedik dava için, bizim işimiz sevda için, dostun evi gönüllerdir, gönüller yapmaya kez gönüI yıktın ise bu kıIdığın namaz değiI, yetmiş iki miIIet dahi eIin, yüzün, yumaz ile abad olanın akıbeti berbad rahminden geldik pazara, bir kefen aldık döndük hayat ırmağından su içenler! Gelin soralım canlara ki güzelliği ne oldu da gidiyor. Ben hep seninim diyordu, şimdi neyi buldu da gidiyor?Dervişlik dedikleri, hırka ile taç değil. Gönlün derviş eyleyen hırkaya muhtaç bahçeye giremezsen, durup seyran eyleme. Bir gönül yapamazsan, yıkıp viran söz erin yüküdür, çok söz hayvan sevdiğimi demez isem, sevmek derdi boğar mal haramsız, çok söz yalansız Emre ŞiirleriCümleler doğrudur sen doğru isen, Doğruluk bulunmaz sen eğri isen.* * *Ete kemiğe büründüm …. Yunus diye eti kemiği, işte onun sesi, işte onun kadiri kün feye kün, lutfedici sübhan rızkı veren cümlelere sultan Adem yaradan, yumurtadan kuş dilini söyleten, zikreyleten sübhan batinem hem zahirem, hem evvelem hem cümlesini yaratıp tertib eden Yezdan anda tercüman, andaki iş bana ayan..Bin bir adı vardır bir adı da Yunus, ol sahibi Kur’an benem.Yunus Emre; Kültür Bakanlığı, 1275 Kültür eserleri 161, sayfa 361* * *Ete kemiğe büründü, Yunus deyu hoş gör, Yaradan’dan ölmez, ölen hayvan dünya olanın, dünya kadar derdi olurmuşÖlür ise ten ölür, canlar ölesi ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir, sen kendin bilmez isen, ya nice ne korkarsın, korkma ebedi olamayan adem benzer yemişsiz türlü cefanın adını aşk koymuşlar. Aşka münkir ademi bu meydandan aşıkı şir eder, aslanı zencir eder, katı taşı mum ederDervişlik baştadır, tacda değil. Kızdırmak oddadır, sacda uçmak neme gerek, hergiz gözüm ona cennet dedikleri, birkaç köşkle birkaç huri. İsteyene ver onları, bana seni gerek seni…Sevelim sevilelimYa Rabbena hayreyle, Muhammed’e yâr eyle, Kabrimizi nur eyle, Kabre vardığım gelmedim dâvi dava için, Benim işim sevgi için Aşkın yeri gönüllerdir, Gönüller yapmaya bir kişidir, Allah’a bakar. Uyarsan akla uy, ol buhl’ı cimriliği adl adalet ıssı sahibi bir ulu kişidir. Medet etmek sana onun taniş olalım, işi kolay kılalım. Sevelim sevilelim, dünya kimseye aşkı sever isen can olasın. Kamu derdine hem derman dünyasında Yüz bin dürlü sevgi var; Biri Rahmân-ı Rahîm Biri şeytan-ı nice yüksek ise yol onun üstünden bilen kişinin yüzünü ak ede bir söz. Sözü pişirp diyenin işini sağ ede bir söz Söz ola bitire savaşı, söz ola kestire başı Söz ola ağuluzehirli aşı Yağ ile bal ede bir sahibi mülk sahibi, Hani bunun ilk sahibi, Mal da yalan mülk de yalan , Var gel biraz da sen kendim ayrıyım Dost ayrıdır, ben gayrıyım Beni bu hayale salan Bu sıfat-ı hayvan imiş..Nazar eyle itiri Pazar eyle götürü Yaradılanı hoş gör Yaradandan ötürüMü’min olanların çoktur cefâsı, Ahirette olur zevk-u sefâsı, On sekiz bin âlemin Mustafâ’sı, Adı güzel, kendi güzel MuhammedTalebelerini bir çok merhalelerden geçiren Taptuk Emre Hazretleri, müridleriyle sohbet ettiği bir gün Talebesi Yûnus Emre’ye“–Evlâdım Yûnus! Bize hikmetli bir şiir söyle!” bir emirle ilk defa karşılaşan Yunus Emre şaşırdı“–Hocam! Ben şiir söylemeyi bilmem!” dediTaptuk Hazretleri tekrar“–Haydi Yûnus, bize bir şiir söyle!” Emre, o âna kadar hiç şiir okumamış ve söylememişti. Şeyhinin emrini nasıl yerine getireceğini derin derin düşünürken bir anda dili çözüldü, gönlünde mevcut olan, fakat o âna kadar sükût ve sükûn hâlinde bulunan hikmet deryâsı kelimelerin muhtevâsına şiir hâlinde akmaya başladıAşkın aldı benden beni, bana Sen’i gerek Sen’i Ben yanarım dün ü günü, bana Sen’i gerek Sen’i Ne varlığa sevinirim, ne yokluğa yerinirim Aşkın ile avunurum, bana Sen’i gerek Sen’iSûfîlere sohbet gerek, ahîlere ahret gerek Mecnunlara Leylî gerek, bana Sen’i gerek Sen’i Yûnus’durur benim adım, gün geldikçe artar odum İki cihanda maksûdum, bana Sen’i gerek Sen’iYûnus Emre, derûnundaki bu Allah muhabbetinin diğer bir tezâhürü olarak Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in aşkıyla da yanıp tutuşmuştu. Bunu da şöyle dile getirdiAşkın ile âşıklar, yansın yâ Rasûlâllah! İçip aşkın şerâbın, kansın yâ Rasûlâllah!Şol Sen’i sevenlere, kıl şefâat anlara, Mü’min olan tenlere cansın yâ Rasûlâllah!Âşıkım ol dildâre, bülbülem şol gülzâre, Sen’i sevmeyen nâre yansın yâ Rasûlâllah!Bundan sonra Yûnus Emre’nin gönül iklîminden o meşhur sehl-i mümtenî tarzındaki eşsiz terennümler ardarda sâdır KonularYunus Emre HayatıGüzel ve Anlamlı SözlerCuma Mesajları ve Tebrik Facebook’ta Giriş Tarihi 1203 Son Güncelleme 1204 YUNUS EMRE'NİN HAYATI Türk milletinin yetiştirdiği en büyük tasavvuf erlerinden ve Türk dili ve edebiyatı tarihinin en büyük şairlerinden biri olan Yunus Emre'nin hayatı ve kimliğine dair hemen hemen hiçbir şey bilinmemektedir. Yunus'un bazı mısralarından, 1273'de Konya'da ölen, tasavvuf edebiyatının büyük ustası Mevlana Celalettin Rumî ile karşılaştığı anlaşılmaktadır; buradan da Yunus'un 1240'larda ya da daha geç bir tarihte doğduğu sonucu çıkarılabilir. Bilinen hususlar onun Risalet-ün-Nushiyye adlı eserini yılında yazmış olması ve 1321 tarihinde vefat yılında doğduğu anlaşılan Yunus Emre XIII. yüzyılın ikinci yarısıyla XIV. yüzyılın ilk yarısında çağ,Selçukluların sonu ile Osman Gazi devrelerine Emre'nin şiirlerinde bu tarihlerin doğru olduğunu gösteren ipuçları bulunmakta; şair, çağdaş olarak Mevlana Celaleddin,Ahmet Fakıh,Geyikli Baba ve Seydi Balum'dan bahsetmektedir. Resimli Yunus Emre Sözleri için tıklayın Sarıköylü ve Karamanlı oluşu meselesi hala belli değildir. Yüzyıllardan beri halk arasında yaşayan inanca göre O, Sivrihisar yakınında Sarıköy'de doğmuş,çiftçilikle meşgul olmuş, TaptukEmre adlı bir şeyhe intisap etmiş, tekkelerde yaşamış ve veliliğe erişmiştir. Anadolu'da on ayrı yerde mezarı daha doğrusu makamı olduğu ileri sürülen Yunus Emre,halk arasındaki inanca ve bazı tarihi kaynaklara göre Sarıköy'de ölmüştür. Orada yatmaktadır. Bugün, Eskisehir-Ankara yolu üzerindeki Sariköy istasyonu yakininda, Yunus Emre'nin türbesi ve bir müzebulunmaktadir. Yunus Emre, dünya kültür ve medeniyet tarihinde bir merhale olmustur. Kültürümüzün en değerli yapı taşlarındandır. Zira Yunus Emre, sadece yasadigi devrin değil, çagimiz ve gelecek yüzyillarin da ışık kaynağıdır. Allah ve cümle yaradılmışı içine alan sonsuz sevgisinden kaynaklanan fikirleri, dünya üzerinde insanlik var oldukça degerini koruyacaktir. Yunus Emre'nin amaci, sevgi yoluyla dünyada yasayan tüm insanlarin, hem kendileriyle hem evrenle kaynaşmasını sağlamak ve sonsuz yaşamda ebedi hayata doğmalarını sağlamaktır. Yunus Emre adı, her Türk ve Türk kültürünü tanıyıp seven herkes için bir şeyler ifade eder. Şiirlerinde, her devrin okuyucusu ya da dinleyicisi kendini etkileyecek bir şey bulmuştur. İlk kez Yunus, şiirlerinde büyük ölçüde Türkçe kullanmıştır. Yunus'la birlikte dil, daha renkli, canlı ve halk zevkine uygun bir hale gelmiştir. Gerçi şiirlerinin bir çoğunda, aruz veznini kullanmıştı, fakat en güzel ve tanınmış şiirleri Türkçe hece vezniyle yazılmıştır. Böylece, şiirleri kısa zamanda yayılarak benimsenmiş ve ilahi olarak da söylenerek günümüze dek ulaşmıştır. Yunus Emreden Seçme Sözler 1. Ölümden ne korkarsın, korkma ebedi varsın. 2. Yaratılanı hoş gör, Yaradan'dan ötürü. 3. Sevelim, sevilelim, bu dünya kimseye kalmaz. 4. Benim bir karıncaya ulu nazarim vardır. 5. İlim, kendini bilmektir . 6. Dünyada dertsiz baş olmaz. Derd'olanın ahı dinmez. 7. Cennet cennet dedikleri, birkaç köşkle birkaç huri. İsteyene ver onları, bana seni gerek seni. 8. Ya Rabbena hayreyle, Muhammed'e yâr eyle, Kabrimizi nur eyle, Kabre vardığım gece. 9. Hoştur bana senden gonca gül,yahut hayattır,yahut kefen. Nârın da hoş,nurun da da hoş,lütfun da hoş. 10. Benlik davasını bırak Muhabbetten olma ırak Sevgi ile dolsun yürek Hoşgörülü olmaya bak... 11. Ya elim al kaldır beni. Ya vaslına erdir beni. Çok ağlattın güldür beni. Gel gör beni aşk neyledi. 12. Ben gelmedim kavga için, benim işim sevgi için... 13. Elif okuduk ötürü Pazar eyledik götürü Yaratılmışı hoş gördük Yaratandan ötürü. 14. Kırk küpü yerden göğe dizseler, ortadan birini çekeler, var sen seyreyle gümbürtüyü. 15. Dünya yalan kardeşim, dünya yalan! Var mı yalan dünyada bakî kalan. Mal da yalan, mülk de yalan. Var biraz da sen oyalan. 16. zulum ile abad olanin akibeti berbad olur. 17. Kalem eğri dilli, mürekkep siyah yüzlü, kağıt iki yüzlü! Şimdi kalkıp arzuhalimi yazmaya kimi mahrem kılayım? 18. Ey hayat ırmağından su içenler! Gelin soralım canlara ki güzelliği ne oldu da gidiyor. Ben hep seninim diyordu, şimdi neyi buldu da gidiyor? 19. Kırma dostun kalbini; Onaracak ustası yok. Soldurma gönül çiçeğini; Sulamaya ibrik yok. 20. Sabır saadeti ebedi kalır Sabır kimde ise o nasib alır. 21. Bir kez gönül yıktın ise Bu kıldığın namaz değil Yetmiş iki millet dahi Elin' yüzün' yumaz değil. 22. Biz gelmedik dava için, Bizim işimiz sevda için, Dostun evi gönüllerdir, Gönüller yapmaya geldik. 23. Az söz erin yüküdür, çok söz hayvan yüküdür. 24. Maharet güzeli görebilmektir,Sevmenin sırrına erebilmektir. Cihan, Alem herkes bilsin ki şunu; En büyük ibadet SEVEBİLMEKTİR... 25. Eğer, İlerde Birgün KEŞKE Demek İstemiyorsan, 3 Şeyi Doğru Seç! EŞİNİ, İŞİNİ, ARKADAŞINI. 26. Dervişlik olsaydı tâc ile hırka Biz dahi alırdık otuza kırka... 27. Olsun be aldırma Yaradan yardır...Sanmaki zalimin ettiği kârdır... Mazlumun ahı indirir şâhı... HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR... 28. Hiç hata yapmayan insan, hiçbir şey yapmayan insandır. Ve hayatta en büyük hata, kendini hatasız sanmaktır. 29. Söze târîh yedi yüz yediydi, Yunus cânı bu yolda fidîyidi. 30. Tehî görmen kimseyi hiç kimsene boş değil, eksiklik ile nazar erenlere hoş değil. 31. İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir, sen kendini bilmezsen, bu nice okumaktır. 32. Aşk aşıkı şir eder, aslanı zencir eder, katı taşı mum eder 33. Beni bende demen bende değilem, bir ben vardır bende benden içeri. 34. Türlü türlü cefanın adını aşk koymuşlar. 35. Yaratılanı hoş gör, Yaradan'dan ötürü. 36. Benlik davasını bırak, muhabbetten olma ırak, sevgi ile dolsun yürek, hoşgörülü olmaya bak… 37. Ne varlığa sevinirim, ne yokluğa yerinirim. Aşkın ile avunurum; bana seni gerek seni. 38. Ana rahminden geldik pazara, bir kefen aldık döndük mezara. 39. Ya Rabbena hayreyle, Muhammed'e yâr eyle, Kabrimizi nur eyle, Kabre vardığım gece. 40. Ölümden ne korkarsın, korkma ebedi varsın. 41. Dünya yalan kardeşim, dünya yalan! Var mı yalan dünyada bakî kalan. Mal da yalan, mülk de yalan. Var biraz da sen oyalan. 42. Derdi dünya olanın, dünya kadar derdi vardır… 43. Hoştur bana senden gelen. Ya gonca gül yahut diken. Ya hayattır yahut kefen. Nârın da hoş, nurun da hoş. Kahrın da hoş, lütfun da hoş. 44. ZuIüm iIe abad oIanın akıbeti berbad oIur. 45. Biz geImedik dava için, bizim işimiz sevda için, dostun evi gönüIIerdir, gönüIIer yapmaya geIdik. 46. Hiç hata yapmayan insan, hiçbir şey yapmayan insandır. Ve hayatta en büyük hata, kendini hatasız sanmaktır. 47. Bir kez gönüI yıktın ise bu kıIdığın namaz değiI, yetmiş iki miIIet dahi eIin, yüzün, yumaz değiI. 48. Olsun be aldırma Yaradan yardır. Sanma ki zalimin ettiği kârdır. Mazlumun ahı indirir şâhı. Her şeyin bir vakti vardır. 49. Az söz erin yüküdür, çok söz hayvan yüküdür. 50. Ey hayat ırmağından su içenler! Gelin soralım canlara ki güzelliği ne oldu da gidiyor. Ben hep seninim diyordu, şimdi neyi buldu da gidiyor? 51. Bir bahçeye giremezsen, durup seyran eyleme. Bir gönül yapamazsan, yıkıp viran eyleme. 52. Elif okuduk ötürü, pazar eyledik götürü, Yaratılmışı hoş gördük, Yaratandan ötürü. 53. Ya elim al kaldır beni. Ya vaslına erdir beni. Çok ağlattın güldür beni. Gel gör beni aşk neyledi. 54. Eğer hor eğer hürmet Kişiye sözden gelir. Zehr ile pişen aşı Yemeğe kim gelir. 55. Mansur'um, uş dâra geldim, Yusuf'um, pazara geldim. Aslanım, şikâra geldim, velâkin yatağım orda. 56. Dağlar nice yüksek ise, yol anın üstünden geçer. 57. Bu dünyaya gelen gider. Yürü fani dünya, sana gelende gülmüş var mıdır? 58. Ey Yunus Hakk'ı bilen söylemez hergiz yalan,ikilik ile gelen doğru yol bulmuş değil. 59. Sabah mezarlığa vardım, baktım herkes ölmüş yatar, her biri çâresiz olup, ömrünü yitirmiş yatar. 60. Maharet güzeli görebilmektir, sevmenin sırrına erebilmektir. Cihan, Alem herkes bilsin ki şunu; En büyük ibadet sevebilmektir. 61. Miskin Adem oğlanı, nefse zebun olmuştur. Hayvan canavar gibi, otlamağa kalmıştır. 62. Yunus sözi alimden, zinhar olma zalimden, korkadurın ölümden, cümle doğan ölmüştür. 63. Sen doğru ol da varsın sanan eğri sansın. Lâkin sakın unutma ki; Sen kendini bir şey sanmadığın sürece doğru insansın. 64. Hiç hata yapmayan insan, hiçbir şey yapmayan insandır. Ve hayatta en büyük hata, kendini hatasız sanmaktır. 65. Bu dünyaya inanma, vefasın bulam sanma. Ömrün veren ziyana, çoğu pişman içinde. 66. Olsun be aldırma Yaradan yardır. Sanmaki zalimin ettiği kârdır. Mazlumun ahı indirir şâhı. Herşeyin bir vakti vardır. 67. Bir kez gönül yıktın ise, Bu kıldığın namaz değil. Yetmiş iki millet dahi Elin 'yüzün' yumaz değil. 68. Eğer bir mümin'in kalbin kırarsan hakka eylediğin secde değildir. 69. Dağa düşer kül eyler, gönüllere yol eyler, sultanları kul eyler, hikmetli nesnedir aşk. 70. Sabır saadeti ebedi kalır Sabır kimde ise o nasib alır. 71. Yalancı dünyaya konup göçenler. Ne söylerler ne bir haber verirler 72. Eğer, ilerde bir gün "keşke" demek istemiyorsan, 3 şeyi doğru seç! Eşini, işini, arkadaşını. 73. Dört kitabın manasını okudum tahsil ettim. Aşka gelince gördüm, bir uzun hece imiş. 74. Benlik davasını bırak muhabbetten olma ırak, sevgi ile dolsun yürek hoşgörülü olmaya bak. 75. Zulum ile abad olanın akıbeti berbad olur. 76. Ana rahminden geldik pazara, bir kefen aldık döndük mezara. 77. Ey hayat ırmağından su içenler! Gelin soralım canlara ki güzelliği ne oldu da gidiyor. Ben hep seninim diyordu, şimdi neyi buldu da gidiyor? 78. Dervişlik dedikleri, hırka ile taç değil. Gönlün derviş eyleyen hırkaya muhtaç değil. 79. Bir bahçeye giremezsen, durup seyran eyleme. Bir gönül yapamazsan, yıkıp viran eyleme. 80. Az söz erin yüküdür, çok söz hayvan yüküdür. 81. Ben sevdiğimi demez isem, sevmek derdi boğar beni. 82. Çok mal haramsız, çok söz yalansız olmaz. 83. Cümleler doğrudur sen doğru isen, 84. Doğruluk bulunmaz sen eğri isen. 85. Ete kemiğe büründü, Yunus deyu göründü. 86. Yaratılanı hoş gör, Yaradan'dan ötürü. 87. Aşıklar ölmez, ölen hayvan imiş. 88. Derdi dünya olanın, dünya kadar derdi olurmuş 89. Ölür ise ten ölür, canlar ölesi değil. 90. İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir, sen kendin bilmez isen, ya nice okumaktır. 91. Ölümden ne korkarsın, korkma ebedi varsın. 92. Aşık olamayan adem benzer yemişsiz ağaca. 93. Türlü türlü cefanın adını aşk münkir ademi bu meydandan sürmüşler. 94. Aşk aşıkı şir eder, aslanı zencir eder, katı taşı mum eder 95. Dervişlik baştadır, tacda değil. Kızdırmak oddadır, sacda değil. 96. Benim uçmak neme gerek, hergiz gözüm ona bakmaz. 97. Cennet cennet dedikleri, birkaç köşkle birkaç huri. İsteyene ver onları, bana seni gerek seni... 98. Sevelim sevilelim, dünya kimseye kalmaz.. 99. Derviş Yunus sana söyleme derler Ya ben öleyim mi söylemeyince 100. Eğer aşkı sever isen can olasın. Kamu derdine hem derman olasın. Yunus Emre SözleriYunus Emre ibretlik sözlerle karşınızdayız. Yunus Emre'nin umut ile ilgili kısa ve hikmetli sözlerini maddeler halinde listeledik. En güzel Yunus Emre sözlerini aşağıdaki kısımda bulabilirsiniz. İşte güzel ahlakla ilgili Yunus Emre sözleri..."Âşık öldü diye sala verirler. Ölen bedendir, âşıklar ölmez."- Yunus EmreKendimi bir nokta olarak gördüğümde, bir bakmışım ki anlamlı bir cümlenin sonundayım…"Bir garibin duasına gir. Kurtarırsa o kurtarır."- Yunus EmreNeyi çok bekler ve umursan senden uzaklaşır. Hem ne demiştik; İstenileni almak değil razı olmaktır imtihan."Sabır saadeti ebedi kalır. Sabır kimde ise o nasib olur."- Yunus Emre"Zulümle zenginleşenin, sonu berbat olur."- Yunus EmreTürlü türlü cefanın adını aşk koymuşlar."Çok mal haramsız, çok söz yalansız olmaz."- Yunus EmreBilmeyen ne bilsin bizi bilenlere selam olsun."Söz ola kese başı, söz ola kese savaşı…"- Yunus EmreYaradılanı hoş gör, yaradandan ötürü."Ey Yunus Hakk’ı bilen söylemez hergiz yalan, ikilik ile gelen doğru yol bulmuş değil."- Yunus EmreTehî görmen kimseyi hiç kimsene boş değil, eksiklik ile nazar erenlere hoş değil."Kalem eğri dilli mürekkep siyah yüzlü, kağıt ikiyüzlü. Şimdi kalkıp arzuhalimi yazmaya kimi mahrem kılayım."- Yunus EmreDünya yalan kardeşim, dünya yalan! Var mı yalan dünyada bakî kalan. Mal da yalan, mülk de yalan. Var biraz da sen oyalan."Zulüm ile abad olanın akıbeti berbad olur."- Yunus EmreYunus Emre Aşk SözleriElbiseye kan bulaştığı zaman onu yıkamadıkça temiz olmaz. İnsan gönlünden dünya pasını temizlemedikçe kıldığı namazlar da yerini kimseye yan bakma! Öfkelenip sert çıkma! Kalp Allah’ın evidir, bu evi sen ile yola çıkmak ise niyetin, Bela ile imtihan edilirsin. Zü’l Celali ve’l ikram; önce kahır sonra ikramHer bildiğini söyleme, ama her söylediğini bil!Zehirle pişen aşa kim zehri benim için hoş gör, Yaradan’dan sevilelim, bu dünya kimseye gerçek sevenlere cümle alem kardeş iyiliği kadar taşlanır, merhameti kadar dışlanır, kulluğu kadar da saadeti ebedi kalır. Sabır kimde ise o nasip ile yola çıkmaksa niyetin bela ile imtihan edilirsin. Zü’l Celali vel İkram. Önce kahır sonra ikram…Kimde bir güzellik varsa bilsin ki zehri benim için taş olanın dilinden zehir tüter. Ne kadar yumuşak konuşsa da onun sözleri “Savaş” söz erin yüküdür, çok söz hayvan garibin duasına gir. Kurtarırsa o rahminden geldik pazara, bir kefen aldık döndük İnci Derviş’in gönlündedir. Onun büyük denizlerde olduğunu seni yolda koyan, yolda kalır nefse Rabbena hayreyle, Muhammed’e yâr eyle, Kabrimizi nur eyle, Kabre vardığım hata yapmayan insan, hiçbir şey yapmayan insandır ve hayatta en büyük hata, kendini hatasız seni yolda koyan, yolda kalır nefse olamayan adem benzer yemişsiz gönlüm şaşılacak haldedir, aşktan hiç usanmaz. Gider aşka düşer, beni hiç artık düşünmekten vazgeç, bu işe gerek yok. İnsan olana aşk gereklidir. Gönlüne Aşk ateşi düştükten sonra dervişe Emre İbretlik SözlerEy Yunus Hakk’ı bilen söylemez hergiz yalan, ikilik ile gelen doğru yol bulmuş uzaklarda arama, Hakk’ın durağı çok bekler ve umursan senden uzaklaşır. Hem ne demiştik “İstenileni almak değil razı olmaktır imtihan.”Sabah mezarlığa vardım, baktım herkes olmuş yatar, her biri câresiz olup, ömrünü yitirmiş kim Kuran bilmedi sanki dünyaya bir nokta olarak gördüğümde, bir bakmışım ki anlamlı bir cümlenin ile abad olanın akıbeti berbad ola kese başı, söz ola kese savaşı…Gönlünde aşk ateşi olan kişi yandıkça mum gibi yumuşar. Taş gönüller ise kararmış sert katı kış binlerce mücevher ve altın parayı kara toprak olsaydı tâç ile hırka, biz dahi alırdık otuza kim Kuran bilmedi sanki dünyaya davasını bırak muhabbetten olma ırak sevgi ile dolsun yürek hoşgörülü olmaya yalan kardeşim, dünya yalan! Var mı yalan dünyada bakî kalan. Mal da yalan, mülk de yalan. Var biraz da sen iyiliği kadar taşlanır, merhameti kadar dışlanır, kulluğu kadar da dünya malına zehir sunma balına düşüp dünya hayaline dalma gözüm bundan aşıkı şir eder, aslanı zencir eder, katı taşı mum eğri dilli mürekkep siyah yüzlü, kağıt ikiyüzlü. Şimdi kalkıp arzuhalimi yazmaya kimi mahrem yalan kardeşim, dünya yalan! Var mı yalan dünyada bakî kalan. Mal da yalan, mülk de yalan. Var biraz da sen olsaydı taç ile biz alırdık otuza kırka…Her bildiğini söyleme, ama her söylediğini bil!Mazlumun ahı indirir taş olanın dilinden zehir tüter. Ne kadar yumuşak konuşsa da onun sözleri “Savaş” sonunda tokluk vardır, tokluğun sonu ise yokluktur. Bu yollar korkuludur. Bu yollarda Allah neyler sabredip saadeti ebedi kalır. Sabır kimde ise o nasib ne korkarsın, korkma ebedi candan cana bırakma. Sabır ile Miraç’ı ve Tur’u Hz. Musa’nın Allah ile konuştuğu yer. bulasın. Sabrederek Hakk’a yakın dünya olanın, dünya kadar derdi ne bilsin bizi bilenlere selam dünyaya gelen gerçek sevenlere cümle alem kardeş aşk yoluna vermeyen gerçek âşık değildir. Bu yolda baş koyup o dosta ermeyen gerçek âşık nice yüksek ise, yol anın üstünden saadeti ebedi kalır sabır kimde ise o nasip görmen kimseyi hiç kimsene boş değil, eksiklik ile nazar erenlere hoş ile yola çıkmak ise niyetin, Bela ile imtihan edilirsin. Zü’l Celali ve’l ikram; önce kahır sonra ikramHakk’ı uzaklarda arama, Hakk’ın durağı hoş gör, Yaradan’dan var gönlü sevindirir. Söz var tanıdığı yabancı eder. Söz kişiyi yüceltir veya sevilelim, bu dünya kimseye dertsiz baş Yunus Hakk’ı bilen söylemez hergiz yalan, ikilik ile gelen doğru yol bulmuş hoş gör, Yaradan’dan elim al kaldır beni. Ya vaslına erdir beni. Çok ağlattın güldür beni. Gel gör beni aşk şeyin bir vakti hoca, İstersen bin kere hacca git. Bir gönle girmek hepsinden daha üstündür, pişen aşa kim inci Derviş’in gönlündedir. Onun büyük denizlerde olduğunu mal haramsız, çok söz yalansız bir güzellik varsa bilsin ki aşk ateşi olan kişi yandıkça mum gibi yumuşar. Taş gönüller ise kararmış sert katı kış dünyaya inanma, vefasın bulam kimseye yan bakma! Öfkelenip sert çıkma! Kalp Allah’ın evidir, bu evi sen Rabbena hayreyle, Muhammed’e yâr eyle, Kabrimizi nur eyle, Kabre vardığım söyler kulak dinler, kalp söyler kâinat bu dünya cehennemini, cennetin sekiz katına varlığa sevinirim, ne yokluğa yerinirim. Aşkın ile avunurum; bana seni gerek şeyi doğru seç! Eşini, işini, eğri dilli mürekkep siyah yüzlü, kağıt ikiyüzlü. Şimdi kalkıp arzuhalimi yazmaya kimi mahrem zenginleşenin, sonu berbat ne korkarsın, korkma ebedi pişen aşa kim ki zalimin ettiği aciz Yunus kimseye kibirlenme, toprak gibi alçakgönüllü ol. Gül bahçelerinin tümü toprakta uzaklarda arama, Hakk’ın durağı çok bekler ve umursan senden uzaklaşır. Hem ne demiştik “İstenileni almak değil razı olmaktır imtihan.”İnsan iyiliği kadar taşlanır, merhameti kadar dışlanır, kulluğu kadar da kan bulaştığı zaman onu yıkamadıkça temiz olmaz. İnsan gönlünden dünya pasını temizlemedikçe kıldığı namazlar da yerini da yalan, mülk de yalan, var biraz da sen fani dünya, sana gelende gülmüş var mıdır?Söz var gönlü sevindirir. Söz var tanıdığı yabancı eder. Söz kişiyi yüceltir veya uzaklarda arama, Hakk’ın durağı İnci Derviş’in gönlündedir. Onun büyük denizlerde olduğunu bir güzellik varsa bilsin ki taş olanın dilinden zehir tüter. Ne kadar yumuşak konuşsa da onun sözleri “Savaş” aşk ateşi olan kişi yandıkça mum gibi yumuşar. Taş gönüller ise kararmış sert katı kış artık düşünmekten vazgeç, bu işe gerek yok. İnsan olana aşk gereklidir. Gönlüne Aşk ateşi düştükten sonra dervişe kim Kuran bilmedi sanki dünyaya gelmedim kavga için, benim işim sevgi için.. Bir kez gönül yıktın ise bu kıldığın namaz değil, 72 millet dahi elin yüzün yunmaz aciz Yunus kimseye kibirlenme, toprak gibi alçakgönüllü ol. Gül bahçelerinin tümü toprakta ne korkarsın, korkma ebedi hoş görünen kişinin içinin boş olduğunu bil. Baykuş gece-gündüz ötüp durur ama onun bir varlığının olduğunu her nereye bakarsa Allah mutlaka orada hazırdır. Hakkı bulmayan can fayda bulmak yerine Emre Dostluk SözleriDerdi dünya olanın, dünya kadar derdi vardır…Bu dünyada gönül veren kişi, sonunda pişman olacaktır. Dünyada benim dediği şeyler sonra ona düşman dostunu düşman sayan, gıybet etme, yalan konuşma. Bu dünyada fitneye düşen, iftira edenin öbür dünyada yeri dar dostlar işitin, aşk bir güneşe benzer. Aşkı olmayan gönül ise bir taş güzeli görebilmektir, sevmenin sırrına erebilmektir. Cihan, alem herkes bilsin ki şunu; en büyük ibadet sevebilmektir..Türlü türlü cefanın adını aşk gelmedik dava için, bizim işimiz sevda için, dostun evi gönüllerdir, gönüller yapmaya bana senden gelen. Ya gonca gül, yahut diken. Ya hayattır, yahut kefen. Nârın da hoş, nurun da hoş. Kahrın da hoş, lütfun da be aldırma Yaradan yardır. Sanma ki zalimin ettiği kârdır. Mazlumun ahı indirir şâhı. Her şeyin bir vakti bende demen bende değilem, bir ben vardır bende benden hor eğer hürmet kişiye sözden gelir. Zehr ile pişen aşı yemeğe kim bahçeye giremezsen, durup seyran eyleme. Bir gönül yapamazsan, yıkıp viran dertsiz baş olmaz. Derd’olanın ahi hayat ırmağından şu içenler! Gelin soralım canlara ki güzelliği ne oldu da gidiyor. Ben hep seninim diyordu, şimdi neyi buldu da söz erin yüküdür, çok söz hayvan ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir, sen kendini bilmezsen, bu nice bir güzellik varsa bilsin ki okuduk ötürü, pazar eyledik götürü, Yaratılmışı hoş gördük, Yaratandan aşıkı şiir eder, aslanı zencir eder, katı taşı mum kez gönül yıktın ise bu kıldığın namaz değil, yetmiş iki millet dahi elin, yüzün, yumaz elim al kaldır beni. Ya vaslına erdir beni. Çok ağlattın güldür beni. Gel gör beni aşk ilerde bir gün keşke’ demek istemiyorsan, üç şeyi doğru seç Eşini, işini, hor eğer hürmet Kişiye sözden gelir. Zehr ile pişen aşı Yemeğe kim hata yapmayan insan, hiçbir şey yapmayan insandır ve hayatta en büyük hata, kendini hatasız dünyaya gelen giderYürü fani dünya, sana gelende gülmüş var mıdır?En Güzel Yunus Emre ŞiirleriŞöyle Garip BencileyenAcep şu yerde var mı olaŞöyle garip bencileyinBağrı başlı, gözü yaşlıŞöyle garip bencileyinGezdim Rum ile Şam'ıYukarı elleri kamuÇok istedim, bulamadımŞöyle garip bencileyinBendeler garip olmasınFirkat oduna yanmasınHocam kimseler olmasınŞöyle garip bencileyinBir garip ölmüş diyelerüç günden sonra duyalarSoğuk su ile yuyalarŞöyle garip bencileyinSöyler dilim ağlar gözümGariplere göyner özümMeğer ki gökte yıldızımOla garip bencileyinNice bu dert ile yanamEcel ere bir gün ölemMeğer ki sinimde bulamŞöyle garip bencileyinEmrem Yunus biçareBulunmaz derdine çareVar imdi gez şardan şareİste garip bencileyin***Gel Gör Beni Aşk NeylediBaştan Ayağa YareyimGönlüm düştü bu sevdayaGel gör beni aşk neylediBaşımı verdim kavgayaGel gör beni aşk neylediBen yürürüm yana yanaAşk boyadı beni kanaNe akilim ne divaneGel gör beni aşk neylediMecnun oluben yürürümDostu düşümde görürümUyanır melul olurumGel gör beni aşk neylediAşkın beni mest eylediAldı gönküm hasteylediÖldürmeğe kast eylediGel gör beni aşk neylediGah eserim yeller gibiGah tozarım yollar gibiGah akarım seller gibiGel gör beni aşk neylediAkan sulayın çağlarımDertli yüreğim dağlarımYarim için ben ağlarımGel gör beni aşk neylediBenzim sarı, gözlerim yaşBağrım pare, ciğerim başHalden bilen dertli kardaşGel gör beni aşk neylediMiskin Yunus biçareyimBaştan ayağa yareyimDost elinden avareyimGel gör beni aşk neyledi***Bir Ben Vardır Benden İçeriSeverim ben Seni candan içeruYolum vardır bu erkandan içeruŞeriat, tarikat yoldur varanaHakikat meyvası andan içeruDinin terk edenin küfürdür işiOl ne küfürdür, imandan içeruBeni bende demen, ben de değilimBir ben vardır bende, benden içeruBeni benden alana ermez elimKim kadem basa Sultandan içeruSüleyman kuş dilin bilir dedilerSüleyman var, Süleyman'dan içeruTecelliden nasip erdi kimineKiminin maksudu bundan içeruSenin aşkın beni benden alıptırNe şirin dert bu, dermandan içeruMiskin Yunus, gözü tuş oldu SanaKapıda bir kuldur, Sultandan içeru***Bana Seni Gerek SeniAşkın aldı benden beni, bana seni gerek seniBen yanarım dün ü günü, bana seni gerek seniNe varlığa sevinirim, ne yokluğa yerinirimAşkın ile avunurum, bana seni gerek seniAşkın aşıkları öldürür, aşk denizine daldırırTecelli ile doldurur, bana seni gerek seniAşkın şarabından içem, Mecnun olup dağa düşemSensin dün ü gün endişem, bana seni gerek seniSofilere sohbet gerek, Ahilere Ahret gerekMecnunlara Leyli gerek, bana seni gerek seniEğer beni öldüreler, külüm göke savuralarToprağım anda çağıra, bana seni gerek seniCennet Cennet dedikleri birkaç köşkle birkaç huriİsteyene ver sen anı, bana seni gerek seniYunus'dürür benim adım, gün geçtikçe artar odumİki cihanda maksudum, bana seni gerek seni***Çıktım Erik DalınaÇıktım erik dalına, anda yedim üzümüBostan issi kakıyup, der ne yersin kozumuKerpiç koydum kazana, poyraz ile kaynattımNedir deyip sorana, bandım verdim özünüİplik verdim çulhaya, sarıp yumak etmemişBecit becit ısmarlar, gelsin alsın beziniBir serçenin kanadın, kırk kağnıya yüklettimKırk çift dahi çekmedi, şöyle kaldı yazılıBir sinek bir kartalı, salladı vurdu yereYalan değil gerçektir, ben de gördüm tozunuBir küt ile güreştim, elsiz ayağım aldıGüreşip basamadım, göyündürdü özümüKaf dağından bir taşı şöyle attılar banaÖğlelik yere düştü, bozayazdı yüzümüBalık kavağa çıkmış, zift turşusun yemeğeLeylek koduk doğurmuş, bak a şunun sözünüGözsüze çu el eyledim, sağır sözüm anladıDilsiz çağırıp söyler, dilimdeki sözümüBir öküz boğazladım, kakladım sere kodumÖküz issi geldi eydür, boğazladın kazımıAnda da kurtulmadım, nidesimi bilmedimBir çerçi de geldi eydür, kanı aldın gözgümüGördüm kaplubağayı, yanın seğirdüpdür giderSordum kanda gidersin, Kayseriyedir azimiYunus bir söz söylemiş, hiç bir söze benzemezMünafıklar elinden, örttü mana yüzünü***Bir GünBir gün ol Hazret'e karşu varam ağlayu ağlayuAzraile hem canımı verem ağlayu ağlayuÇün Azrail ala canım, geçe benim ömrüm günümKefen ola cümle donum, geyem ağlayu ağlayuBen yürürem yana yana, gözüm yaşı döne kanaBir gün şol karanlık sine, girem ağlayu ağlayuMühür uralar dilime, zincir uralar kolumaAmel defterim elime, alam ağlayu ağlayuAşık Yunus'un budur işi, yoluna fedadır başıİman et bize yoldaşı, deyem ağlayu ağlayu***Ben Gelmedim Dava İçinBenim bunda kararım yok, ben bunda gitmeğe geldimBezirganem metaım çok, alana satmağa geldimBen gelmedim dava için, benim işim sevi içinDost'un evi gönüllerdir, gönüller yapmağa geldimDost esrüğü deliliğim, aşıklar bilim neliğimDenşürüben ikiliğim, birliğe bitmeğe geldimOl hocamdır ben kuluyum, Dost bağçesi bülbülüyümOl hocamın bağçesine, şad olup ötmeğe geldimBunda biliş olan canlar, anda bilişirlermişBilişüben Hocamla, halim arzetmeğe geldimYunus Emre aşık olmuş, Maşuka derdinden ölmüşGerçek erin kapısında, canım arz etmeğe geldim.***Allah Sana Sundum ElimSensin kerim, sensin rahim, Allah sana sundum elimSenden artık yoktur emin, Allah sana sundum elimEcel geldi vade erdi, bu ömrüm kadehi dolduKimdir ki içmeden kaldı, Allah sana sundum elimGözlerim göğe süzüldü, canım göğüsten üzüldüDilim tetiği bozuldu, Allah sana sundum elimÜş biçildi kefen donum, Hazret'e yönelttim yönümAcep nice ola halim, Allah sana sundum elimUrdular suyum ılıdı, kavim kardeş cümle geldiEsen kalsın kavim kardeş, Allah sana sundum elimGeldi salacam sarılır, dört yana sala verilirEl namazıma derilir, Allah sana sundum elimSalacamı getirdiler, makberime yetirdilerHalka olup oturdular, Allah sana sundum elimÇün cenazeden şeştiler, üstüme toprak saçtılarHep koyubeni kaçtılar, Allah sana sundum elimYedi Tamu, sekiz Uçmak, her birinin vardır yoluHer bir yolda yüzbin çarşı, Allah sana sundum elimGeldi Münker ile Nekir, her birisi sordu bir dilİlahi Sen cevap vergil, Allah sana sundum elimGörün acep oldu zaman, gönülden eyleniz figanÖlür çün anadan doğan, Allah sana sundum elimYunus tap uzat bu sözü, Allahına dutgıl yüzüDidardan ayırma bizi, Allah sana sundum elim Hayatı ve şahsiyeti üzerine pek az şey bilinen Yunus Emre, Anadolu Selçuklu Devleti'nin dağılmaya ve Anadolu'nun çeşitli bölgelerinde büyük-küçük Türk Beylikleri'nin kurulmaya başlandığı 13. yüzyıl ortalarından Osmanlı Beyliği'nin kurulmaya başlandığı 14. yüzyılın ilk çeyreğine kadar Orta Anadolu havzasında doğup yaşamış bir şair ve erendir. Yunus Emre, Hacı Bektaş-ı Veli Dergâhında bulunduysa da, onu Bizim Yunus yapan ruhi yükselişini Hacı Bektaş Veli′nin kendisini yolladığı Tapduk Emre Dergâhı'nda yaşamıştır ve dergâha çok hizmetler Emre yaratılanı severim yaratandan ötürü Haktan gelen şerbeti içtik elhamdülillahŞol kudret denizini geçtik elhamdülillahŞol karşıki dağları meşeleri bağlarıSağlık sefalık ile geçtik elhamdülillahKuruyuduk yaş olduk ayak olduk baş oldukKanatlandık kuş olduk uçtuk elhamdülillahVardığımız illere şol sefa gönüllereBaba Tapduk ma’nisin saçtık elhamdülillahBeri gel barışalım yâd isen bilişelimAtımız eğerlendi eştik elhamdülillahİndik Rum’u kışladık çok hayr ü şer işledikUç bahar geldi geri göçtük elhamdülillahDirildik pınar olduk ırıldık ırmak oldukAktık denize daldık taştık elhamdülillahTaptuğun tapusunda kul olduk kapusundaYunus miskin çiğ idik piştik elhamdülillahYaratılanı severim yaratandan ötürüBir kez gönül yıktın iseBu kıldığın namaz değilYetmiş iki millet dahiElin yüzün yumaz değilBir gönülü yaptın iseEr eteğin tuttun iseBir kez hayır ettin iseBinde bir ise az değilYol odur ki doğru varaGöz odur ki Hak´kı göreEr odur alçakta duraYüceden bakan göz değilErden sana nazar olaİçin dışın pür nur olaBeli kurtulmuştan olaŞol kişi kim gammaz değilYunus bu sözleri çatarSanki balı yağa katarHalka matahların satarYükü gevherdir tuz değilYunus Emre´nin Bu Şiirnde yirmibirinci asra mesajı; sevgi, hoşgörü ve Emre, kuşkusuz Türk Dünyası Edebiyatları’nın en büyük söz ustalarından biridir. Yunus’un şiirindeki mesajlar, evrensel olup bütün insanlığı kucaklayan sevgi, hoşgörü ve barış dolu sımsıcak, samimi ifadelerdir. Biz bu çalışmamızda, Yunus’un bütün şiirlerini yeniden gözden geçirerek, onun insanlığa yedi asır evvel sunduğu ve yaşadığımız şu günlerde bütün dünyanın şiddetle bu fikir ve düşüncelere ihtiyacı bulunduğunu hissederek, bu yazımızda Türk insanının, Yunus’un şiirinde adeta abideleşmiş kadim hususiyetleri olan sevgi, hoşgörü ve barış hakkındaki hissiyatını gözler önüne sermeye çalıştık. Yunus’un bu düşüncelerine geçmeden önce bu güzide şahsiyetin hayatı, sanatı ve Türk Edebiyatı’ndaki yeri hakkında bir takım malumatın verilmesi Emre, Türk dili ile eserler veren tasavvuf edebiyatının ilk büyük şairidir. Şiirleri sehl-i mümteni dediğimiz, her dilin söyleyemeyeceği bir açıklık ve kolaylıkla terennüm edilmiştir. Yunus’un bütün şiirlerini kapsayan düşünce, tasavvuf düşüncesi ve yaşama biçimidir. Yunus’un eserlerinden, onun ümmi olmadığını aksine edebi bilgilere, Hint-İran-Yunan mitolojilerine, Kuran-ı Kerim, hadis ve diğer islami ilimlere vakıf olduğunu, tasavvufun en ince meselelerine aşina bulunduğunu anlıyoruz. Zamanında Anadolu’da hâkim olan tasavvuf felsefesini, Celaledddin-i Rumi’den hiç bir surette aşağı sayılamayacak bir manevi kabiliyet ile kavrayan ve onu emsalsiz bir kudrette en basit şekiller altında ifadeye muvaffak olan bu insan, harfleri heceleyemeyecek kadar ümmi edebiyatımızın, en önemli özelliği, islam esaslarını halkın anlayabileceği sadelik içinde anlatarak yaygınlık kazanmasını sağlamaktır. Yunus, hiçbir şöhret ve çıkar fikri ve çıkar endişesi gözetmeden söylediği bu şiirleri ile islam esaslarını eşsiz bir şekilde ifade etmeyi başarmıştır. Tasavvufi Halk Tekke şiirini başlatan Yunus, zamanında bir dereceye kadar Türk şiirindeki üç akımı Divan, Halk, Tekke’da temsil etmişti. Yunus Emre Türkçe divan sahibi ilk şairdir.

elin yüzün yumaz değil ne demek