Biliminsınırlarını belirleme sorunu sadece felsefi kulislerde çözüm bekleyen alansal bir tartışma olmanın ötesinde gündelik hayatı da ilgilendiren başka bir boyut daha içermektedir. Öyle ki; gün geçtikçe insanların bilime olan ilgisi artmakta ve bilim günlük hayatımızı etkileyen faktörlerin başında gelmektedir. 5 Nikola Tesla. İnsanlık olarak çok şey borçlu olduğumuz belki de şimdiye kadar gelmiş geçmiş en zeki insan olan, bilim ve teknoloji dünyasını kökten değiştiren buluşlara imza atan Tesla, belki de hayatı boyunca en fazla haksızlığa maruz kalmış, zorluklar ile mücadele etmiş bilim insanıdır. Zaten asosyal bir FreelanceEmek, “ofissizleşen” emeği anlatıyor. İnsanları evinden veya istediği yerden, istediği zaman, istediği kişilerle, istediği gibi çalışarak geçimini kazanabileceği fantezisiyle ayartarak, onlara güya özgürlük vaat eden bir emek rejimi bu. Bu sözüm ona özgürlük, 7 gün 24 saat işe koşulabilmek anlamına geliyor; üstelik “evde” olduğu için hem Mudanyada Ulaşıma Yoğun Mesai. 16/10/2020 16 Bursa, GENEL, KARAYOLU, MANŞET, Marmara Bölgesi, TÜRKİYE. Ulaşımdan altyapıya, sahillerden spor tesislerine kadar farklı alanlarda son 3 yılda toplamda 200 milyon TL’yi aşan ve ilçe belediyesinin yıllık bütçesinin 2 katı yatırımı Mudanya’ya kazandıran Bursa Büyükşehir Işıkkayna­ nasıl tutunabiliriz'' olmalı. Bir de Teknolojinin fetişleşmesi gına göre ışık kurma. Biliyorsunuz Cenap Kuzuoğh.i'nun anlattıkları Tüm bu teknolojik gelişmeler ve eskiden tüm sahneyi aydınlatma esa­ sadece "teknolojik gelişme = cash. Bilim insanları, likit polimer kristal malzemeye kırmızı ışık altında hareket etmeyi öğrettiler. Araştırmacılar, bu şekilde geliştirilen malzemelerin robot çalışmalarında kullanılabileceğini düşünüyorlar. Ivan Pavlov’un köpeklerle yaptığı ünlü deney, koşullandırmanın ne olduğunu anlatan en iyi çalışmadır. Pavlov, koşullandırma deneyinde köpekleri her beslediğinde zil çalıyordu. Bir süre sonra köpekler beslenme ile zil arasında ilişkiyi kavradılar. Bu noktadan sonra yemek verilmese dahi zil çaldığında köpekler yemeğe verdikleri tepkiyi vermeye devam ettiler. Pavlov’un deneyinin üzerinden yaklaşık olarak 100 yıl geçti. Bilim insanları, Pavlov’un ardından artık cansız nesneleri koşullandırmayı öğreniyorlar. Aalto ve Tampere Üniversitesi’nden bilim insanları, katı bir jeli ışığın etkisi ile sıvı hale getirmeyi başarmışlardı. Şimdi aynı araştırmacılar, kristal polimere hareket etmeyi öğrettiler. Aalto Üniversitesi’nden Olli Ikkala, “İlk önce sıvı kristal polimer ışığa hiç tepki göstermedi. Ancak işlem sırasında ışığın rehberliği altında nesneleri taşımayı ve tutmayı öğrendi. Bu fikir, önceki çalışmadakiyle aynı. Ancak şimdi koşullandırma, somut fonksiyonları da içeriyor” dedi. Çalışmada kullanılan “plastik”, esneklik ve dönüşüm için birbirlerine göre konumlanan sıvı kristal molekülleri içeriyor. “Öğrenebilen” bu likit kristal polimer malzeme ile ilgili çalışmanın anlatıldığı makale, Matter dergisinde yayınlandı. Hareket etmeyi öğrenen plastiğin çalışma mekanizması hakkında bilgi veren Olli Ikkala, “Materyalin öğrenmesi için bir hafızası olmalıdır. Malzeme ısıtıldığında, orijinal olarak sıvı kristal polimerin yüzeyine yayılan boya, malzemeye nüfuz eder ve böylece belleği oluşturur. Farklı boyalar ışığın farklı dalga boylarına tepki gösterir. Böylece başlangıçta nötr uyaran ile malzeme kontrol edilebilir. Malzemeyi tasarlarken moleküller, malzeme ısıtıldığında istenildiği gibi tepki verecek şekilde konumlanmalıdır” dedi. Araştırmacılar, elde edilen fonksiyonlar sınırlı olmasına rağmen “öğrenme” yeteneğine sahip yeni tür yumuşak materyallerin robotlarda kullanılabileceğini düşünüyorlar. Aynı zamanda bu şekilde “öğrenen” materyaller ile gelecekte farklı koşullar altında farklı işlevler gösteren kaplama malzemeleri de oluşturulabilir. Bilim insanları, malzemenin şimdilik sadece ısı ve ışıkla koşullandırılabildiğini açıkladılar. Ancak bağımsız sinyallerle de araştırmacılar, koşullandırma işlemi yapmak için çalışmalarına devam ediyorlar. Haberler > Tarih Boyunca Gerçekleri Söyledikleri İçin Türlü Eziyetler Görmüş 15 Bilim İnsanı - 1743 Üstün zekaları ve bitmek bilmeyen öğrenme arzuları ile bilim dünyasında çığır açan çalışmalara imza atan bilim insanlarının çoğu, ne yazık ki tarih boyunca dar düşünce kalıplarına sahip kişi ya da kişiler tarafından çeşitli eziyetler görmüş hatta öldürülmüştür. Gelin, bugün yaşadığımız dünyada çok şey borçlu olduğumuz bu değerli insanların neler çektiklerine bir göz atalım. 1. Pythogoras Pisagor Sayılar evreni yönetiyor diyen ve sayıların babası olarak bilinen, Antik çağın en önemli filozof ve matematikçilerinden Pisagor, Ülkesindeki politik baskılardan kaçıp geldiği İtalya’nın Kroton şehrinde, üç yüz kadar genci bir araya toplayarak bir okul kurmuş ve burada çalışmalarını sürdürmüştür. Kadınların sadece ev işlerini yapmakla yükümlü birer eşya olarak görüldüğü bir dönemde bile onlara topluluğu ile eşit şekilde çalışma imkanı veren Pisagor'un bu okulu, yaptığı yenilik ve buluşları hazmedemeyen siyasi çevreler ve din yobazlarının galeyana getirdiği halk tarafından ateşe verilmiştir. Bilim alanına yaptığı katkıları saymakla bitiremeyeceğimiz Pisagor ve öğrencileri ne yazık ki alevler arasında yanarak ölmüştür. Zaten hakkında yazılı kaynak olmayan, bilgilerin yalnızca anlatılanlarla elde edildiği bu bilim insanının çalışmalarının çoğu da yangında kül olup gitmiştir. 2. Galileo Galilei Fizik, matematik ve astronomi gibi konularda çığır açan ve bunların ışığında klasik mekaniğin temellerini atan Galileo, engizisyon mahkemelerinin en bilindik kurbanlarından birisidir. Güneş merkezli astronomi sistemi fiziği üzerine yaptığı araştırmaları kilisenin iddiaları ile ters düşünce çeşitli baskılarına maruz kalmış, sessiz kalmaya zorlanmıştır. Ancak çalışmalarından vazgeçmeyen Galileo yazdığı “İki Kainat Sistemi Üzerine Konuşmalar” adlı kitabı ve ortaya attığı düşünceler ile suçlanarak mahkemeye çıkarılarak idam cezasına çarptırılmıştır. Daha sonra Galileo; eğer ölürse bilime bir katkı sağlayamayacağını düşündüğünden iddialarından vazgeçtiğini söylemiş, idam cezası ev hapsine çevrilmiştir. Bundan sonraki yıllarını geçirdiği evinde yeniden kitaplar yazan ve bunları gizlice başka yerlere ulaştıran Galileo, yaşadığı ev hapsi sırasında kör olmuş ve 1642 yılında hayata veda etmiştir. 3. Nicolaus Copernicus Esas ilgi alanı matematik ve astronomi olan ancak kilisede çeşitli görevlerde çalışan Copernicus, özellikle astronomi üzerine çok önemli çalışmalar yapmaya devam etmiştir. Fakat astronominin kurucusu olarak adlandırılan bu bilim insanı da, gerek çevresi gerekse mesleği dolayısı ile çeşitli baskı ve eleştirilere maruz kalmıştır. Dinden aforoz edilme ve engizisyon mahkemelerinin cezaları ile karşı karşıya kalmamak adına çalışmalarını yıllarca gizli tutmuştur. Ve ne yazık ki ölümünden kısa bir süre önce yayınladığı çalışma ve kitapları ancak o öldükten sonraki dönemlerde bilim dünyasındaki yerini almıştır. Geçirdiği beyin kanaması sonucu felç kalmıştır. Efsaneye göre ölmeden önce, yazdığı kitabın son sayfaları gösterildiğinde komadan uyanarak bu sayfalara bakmış ve daha sonra hayata veda etmiştir. 4. Isaac Newton Tarihteki en etkileyici bilim insanlarından biri olan Newton da hayatı boyunca çeşitli baskı ve eleştiriler ile mücadele etmek zorunda kalmıştır. 1672 yılında üye olarak seçildiği, bilimsel araştırmalar yapan bir topluluk olan 'Royal Society'ye sunduğu renk olgusuna ilişkin çalışma ve fikirleri çok ciddi tepkilere maruz kalmış, özellikle Robert Hooke tarafından; 'Newton benim eserlerimi çalıyor.' iddiaları ve uğradığı ağır eleştiriler sonucu tümüyle içine kapanıp, 6 yıl boyunca bilimle ilişkisini kesmiştir. Yakın dostu matematikçi Edmond Halley'in çabaları ile yeniden çalışmalarına geri dönen ancak özellikle simya üzerine yaptığı araştırmaları yine çok fazla eleştiriye maruz kalan Newton, 1693 yılında tekrardan çok ciddi bir ruhsal bunalıma girmiş, eski sağlığına tekrar kavuşsa bile bilimsel çalışmalara eskisi kadar ilgi duymamıştır. 'Eğer diğer insanlardan ileriyi görebiliyorsam, bu devlerin omuzlarında olduğum içindir.' diyen Newton, kendine yardım edenleri unutmadığını da göstermiştir. 5. Nikola Tesla İnsanlık olarak çok şey borçlu olduğumuz belki de şimdiye kadar gelmiş geçmiş en zeki insan olan, bilim ve teknoloji dünyasını kökten değiştiren buluşlara imza atan Tesla, belki de hayatı boyunca en fazla haksızlığa maruz kalmış, zorluklar ile mücadele etmiş bilim insanıdır. Zaten asosyal bir kişiliği olan Tesla, yaşadığı onca şeyden sonra iyice içine kapanmış, kaldığı bir otel odasında meteliksiz bir şekilde hayata veda hayatını ve yaşadıklarını daha detaylı öğrenmek için bu içeriğimize göz atabilirsiniz. 6. Charles Robert Darwin İnsan dahil tüm canlı türlerinin doğal seçilim yoluyla bir ya da birkaç ortak atadan evrildiğini öne süren ve modern evrimsel biyolojinin temelini oluşturan Darwin, hayatı boyunca hatta öldükten sonra bile birçok eleştiriye maruz kalmıştır. Öyle ki yıllar boyu yaptığı çalışmalarını, - benzer fikirlerin 'sapkınlık' olarak nitelendirildiğini gördüğünden- uzun süre en yakın arkadaşları dışında kimseye açmamıştır. Sırf bu sebeple biraz da olası eleştirilere karşı daha sağlam kanıtlar bulmak adına 'Türlerin Kökeni' adlı kitabını yayınlayabilmek adına tam 14 yıl beklemiştir. Yine de 'şarlatan' olarak gösterilmekten kurtulamamış, 'Maymun tarafından akrabalığın anne tarafından mı, baba tarafından mı?' gibi çeşitli şekillerde kendisiyle alay edilmiştir. Günümüzde bile hala bu konu bir çok çevrede tartışılmakta, öldükten yüzyıllar sonra bile bu bilim adamı eleştirilmeye devam edilmektedir. 7. Antoine Lavoisier Modern kimyanın temelini atan, Flagiston Teorisi ve Kütle Korunumu Kanunu bilime kazandıran Lavoisier, bir gün kimya bilimini reddeden yobazları gösterip, 'Bu kelleler bir işe yaramaz' dediği için tutuklanmış ve giyotin ile idam edilmiştir. Ancak hayatını bilime adamış bu adam, ölüme giderken bile insanlığa hizmet etmeyi düşünmüştür. Bu sebeple idamından önce matematikçi Lagrange'i çağırmış ve ona, 'Kafam sepete düştüğünde gözlerime bak. Eğer iki kere göz kırparsam; insanın kafası kesildikten sonra bir süre daha beyin düşünmeye devam etmektedir.' kafası kesildikten sonra iki kere göz kırpmasının ardından Lagrange şu sözleri söylemiştir Lavoisier'in son saniyedeki ispat arayışı, bilimselliğin yüzyıllar sürecek meşalesidir. Ama o yobaz kafalar asırlarca karanlıkta sürünecek, insanlığı da süründürecekler... 8. Giordano Bruno Rönesans felsefesini biçimlendiren önemli kişilerden biri olan İtalyan filozof ve gökbilimci Bruno, Hayatı boyunca, yaşadığı birçok yerden dinsizlik ile suçlandığı için ayrılmak zorunda kalmıştır. Yıllar sonra özlediği ülkesine geri döndüğünde, Galileo ile yaptığı bilgi alışverişleri ışığında çalışmalarını sürdürmüş; evrenin sonsuz ve eş dağılımlı olduğunu ve bu evrende dünyadan başka birçok gezegenin bulunduğunu ortaya koymuştur. Ancak bu görüşleri de Roma katolik klisesi ile ters düştüğü için Engizisyon mahkemesinde yargılanıp sapkın ilan edilmiştir. Ona, iddialarını reddetmesi ve suçlarını kabul etmesi durumunda kilise tarafından affedileceği söylense de Bruno, Galileo'nun aksine düşüncelerinden vazgeçmektense ölmeyi tercih etmiş, 8 yıl süren hapis hayatının ardından diri diri yakılarak idam edilmiştir. 9. Roger Bacon Çağdaş bilimin deneysel yaklaşımının temsilcilerinden biri sayılan ve batı dünyasında Doctor Mirabilis Olağanüstü Bilgin olarak tanınan Bacon, hayatının büyük bir kısmında, insanın bilgisizliğinin nedenleri üzerinde durmuştur. Otoriteye dayanmanın, geleneğin etkisinin, ön yargıların ve kişinin cehaletini saklayan sözde bilgeliğin, insanı hakikate ulaşmaktan alıkoyduğunu iddia eden Bacon, otorite ve din adamları ile sürekli sorunlar yaşamış ve sırf düşünceleri yüzünden 14 yıl hapis yatmak zorunda kalmıştır. 10. İskenderiyeli Hypatia Tarihin en kötü ve acılı ölümlerinden birine maruz kalan Hypatia, günümüzde bile kadının hem toplumdaki hem bilimdeki yeri tartışılırken, bundan 1600 sene öncesinde benimsediği Platon'un fikirleri ile sahip olduğu bilgileri ve düşünceleri cesurca ve kaygı duymadan öğrencilerine anlatmaya, doğayı mantık, matematik ve deney ile açıklamaya çalışarak dönemine ışık tutmaya çalışmıştır. Ancak o zamanın psikoposu Cyril, Hypatia'nın çalışmalarından rahatsız olmuş ve insanları bu yönde kışkırtmıştır. “Kadın sessizliği ve uysallığı öğrenmelidir. Kadının ne ders vermesine ne de erkeğin üzerinde yetki sahibi olmasına izin vermeyeceğim. Suskun olacak ve sessiz kalacaktır. Çünkü önce Âdem, sonra Havva yaratılmıştır” sözleri ile de Hypatia’nın ölüm emrini vermiştir. Bu sözlerden kısa zaman sonra Hypatia, kalabalık bir grup tarafından sokaklarda sürünmüş, taşlanarak acımasızca öldürülmüş üzerine cansız bedeni ateşe verilmiştir. Ne yazık bu olaydan sonra Platoncu okul da yok olmuştur. 11. Socrates Felsefenin kurucularından biri olan Sokrates, yıllar boyunca öğrenme tutkusu olan gençlere öğretmenlik yapmış, çevresindeki insanlara sorular sorarak onları düşünmeye ve cevaplar bulmaya teşvik etmiştir. Ancak o dönemde diktatör bir tutumla halkı idare etmeye çalışan çevrelerin dikkatini çekmesi de gecikmemiş ve bu durumu engellemek adına; Atinalı gençlerin aklını karıştırmak, devletin tanrılarına inanmamak ile suçlanarak mahkemeye çıkarılmıştır. Kendisinden suçlarını kabul etmesi, özür dilemesi beklenirken Socrates, o efsanevi savunmasını yaparak düşüncelerinin arkasında durmuştur. Daha sonra baldıran otu zehri içirilerek idam edilmiştir. Fransız ressam Jacques- Louis David 'Socrates'in Ölümü' adlı yağlı boya tablosunda da bu olayı tasvir etmiştir. 12. Ockham'lı William Daha çok geliştirdiği Ockham'ın Usturası ve Nominalizm ilkeleri ile tanınan İngiliz filozof William; mantık, teoloji ve fizik alanlarında önemli eserlere imza atmıştır. Bu çalışmaları sırasında ortaya attığı fikirler ve düşünceleri yüzünden 'sapkınlık' ile suçlanmıştır. Bu sebeple doktorasını Paris'te tamamlamak zorunda kalan William'ın düşünceleri burada da tepki görmüş ve 4 yıl bir manastırda hapis yatmıştır. Kendi mezhebinden iki arkadaşı ile birlikte buradan kaçtığı için Papa tarafından aforoz edilmiş ve ömrünün geri kalanında, imparator IV. Louis'in koruması altında Münih'te yaşamıştır. 13. Alan Turing İnsanlığa çok önemli katkıları olan ve değeri günümüzde yavaş yavaş anlaşılmaya başlayan bilgisayar biliminin kurucusu Turing de en az Tesla kadar haksızlıklara uğramış bir bilim insanıdır. Daha okul yıllarında matematik alanında önemli başarılara imza atan Turing, Savaşı sırasında Alman Nazilerinin mesajlaşma sistemi olan Enigma’nın şifresini kırarak, ülkesinde kahraman ilan edilmiştir. Bu başarısıyla neredeyse 14 milyon insanın hayatını kurtaran bu adam, ne yazık ki eşcinsel olduğu için mahkeme kararı ile tedaviye zorlanmış ve verilen hormonlar yüzünden düşünme yetisi azalmıştır. Bunun yanı sıra İngiliz gizli servisi tarafından yer aldığı çalışmalar yüzünden göz altına alınan ve sürekli tehdit edilen bu dahi adam, iddialara göre siyanür enjekte ettiği bir elmayı ısırarak 42 yaşında intihar etmiştir. 14. Michael Servetus Miguel Servet Avrupa'da kan dolaşımını doğru şekilde inceleyen ilk insan olan Servetus, bunun yanı sıra gök bilimi, felsefe, hukuk alanlarıyla da yakından ilgilenmiştir. Hristiyanlığın özüne dönebilmesi için yanlış öğretilerden arınmasını gerektiğini savunduğu kitabını, mahkemelerin cezalarından çekindiği için gizli bir isimle bastırmıştır. Ancak güvendiği ve eserlerinden bahseden mektuplar yazdığı arkadaşı Calvin, iddialara göre onu kıskanmış ve Servetus'un gerçek kimliğini ortaya çıkararak onu yakalatmıştır. Duruşmaları sırasında kaçmayı başarsa da bir süre sonra tekrardan yakalanıp, mezhep sapkınlığı ile suçlanarak diri diri yakılmıştır. 15. Aristoteles Antik çağın hiç kuşkusuz en önde gelen filozoflarından olan Aristoteles de yaşadığı dönemdeki dar düşünce kalıplarından nasibini almıştır. Büyük İskender'in ölmesi üzerine Atina'da Makedon karşıtı bir tepki açığa çıktıktan sonra Aristoteles'e -aslında Makedoncu zannı taşıdığı için-, katledilen Hermias'ın anısına bir yazı yazarak onu ölümsüzleştirmeye çalıştığı için dine saygısızlık adı altında suçlamalar getirilmiştir. Kendi deyimi ile; 'Atinalılara ikinci bir suç işleme şansı' tanımamak adına Aristoteles, bu şehri terk etmek zorunda kalmıştır. COVİD-19 yaşamımıza girdiğinde önce bir içe kapanma sonra da “yeni normal” diye adlandırılan yaşam tarzına geçtik. Elbette, aramızda henüz ağız ve burunu kapatacak maske ile boyna asılan muska arasındaki farkı kavramamış olanlar var. Kavramayınca, yeni normal oluyor eski normal. Bilim ve teknolojide İhtiyaç duyup da bulamadığımız tıbbi koruyucu malzeme için ilk tepkimiz, “bunları yerli üretelim” oldu. Ürettik de. Bunlardan yurt dışına sattığımız hattâ bağışladığımız da oldu. Ama iş aşı veya ilaç araştırmasına geldiğinde durumun farklı olduğunu gördük. ABD’de Almanya’da İngiltere’de yapılan aşı araştırmalarından bilgi ve deneyim olarak yararlanmadan sırf Türkiye’de elde edilen bilgi ile aşı yapmaya koyulsak, belki gene başarılı olacağız ama çok daha uzun zamanda. İşte bu noktada derin bir soru çıkıyor karşımıza “Yeni normalde bilimi kendimize saklayabilir miyiz?”. Düşüncem bunu yapmanın hem mantığının hem de olanağının pek bulunmadığı yönünde. Öyleyse, eski normale devam Bilim evrensel. Geliştirildikçe paylaşılacak, dünyanın her yerinden bu kartopuna ufak eklemeler ile yuvarlandıkça büyüyecek. Sonunda birileri bu “yeterli büyüklüğe gelmiş olan kartopu”ndan bir teknoloji çıkartıp onu ticâri boyuta taşıyacak. O birileri biz olabilir miyiz? Bu iş için deneyimli insanlar tarafından iyi yapılanmış kuvvetli ve zengin bir mühendis kadrosuna ihtiyaç duyulur. Türkiye’de deneyimliler ile kuvvetlileri, zengin bir kadroda bir araya getirebilmek çoğu zaman mümkün olmuyor. Bunun istisnası, geçen yazımda değinmiştim, savunma sanayii. Peki başka alanlarda olması için ne yapmak gerek? İlk cümleye geri dönüyoruz Kuvvetli mühendislerden yeterincesini, deneyimli insanlar tarafından yapılandırılmış bir örgütte bir araya getirmek. Aslında tek başına bu da yeterli değil. Bunu tam zamanında yapmalıyız. Erken yapınca, teknoloji küvözde kalır, gecikirseniz de siz yapana kadar başkası yapar, siz baka kalırsınız. Zengin kadro ve iyi yapılanma ise, bilimden sonuç alıp işe başladığınızda, başkalarından önce teknolojiye ve ticari sonuca ulaşmak için gereklidir. Sorunun yanıtı, “evet, o birileri biz olabiliriz”, yeter ki deneyim, yapılanma, kuvvetli ve zengin kadro vaktinde işe koyulsun. Yoksa? Gene ilklere imza atabiliriz. Atıyoruz da, ama büyük ölçekli işlerde değil küçük ölçekli işlerde. Söz gelişi, Bursa’daki Vemus şirketinde Mustafa Dayanıklı elektronik şifreli kilitler üretir. Bu çok özel bir tasarım, normal kullanımda bir düğme pil ile seneler boyu çalışabilmektedir. Bu nedenle de en çok soyunma dolaplarında kullanılmaktadır. Benzer Çin mallarına göre daha yüksek bedelli olmasına karşılık sık sık pil değiştirme zorunluğu olmadığından tercih edilmektedir. Tümüyle yerli akıl gücü ürünü olan bu çalışma, küçük ama yüksek teknolojili bir üründür. Çok arzu ederdim ki, tüm bavul üreticilerimiz, bu kilitten kullansınlar. Hattâ kadın-erkek, el çantalarında da kullanılsın. Peki, ticarileşme? Mustafa bey, Çin’de olsaydı, hemen bir çip tasarımcısına gider bu iş için özgün bir çip yaptırır, maliyetini aşağı çekerdi. Türkiye’de de bu olanağı gene var ama hem pahalı hem de miktarlı satış için pazarı yok. Bu nedenle hepsi ithal malzeme ile yapıyor ürünlerini. Konuya bakan ekonomistler mutlaka biliyorlardır, böyle bir ürün Çin’de olsaydı, özgün çipi ve iç pazarda miktarlı satışı için kim bilir ne devlet desteği alırdı? Demek ki, ticarileşmede de ülke olarak yeterince birikiminiz yoksa, yerli olamıyorsunuz, o alanda da eski normale devam sonucu çıkıyor. Birçok alanda yeni normal oluyor eski normal. Karşımıza hep deneyim, birikim, yapılanma, nicelikli ve nitelikli insan yapısı çıkıyor. İşimiz zor. Ali Akurgal / ali Bu yazı HBT'nin 222. sayısında yayımlanmıştır. Yeni nesil aydınlatma teknolojisinde LED'in kullanım alanı gün geçtikçe artıyor. Sokak aydınlatmalarında ilk tercih haline gelmeye başlayan LED, birçok yüzeyde kullanılabilen 'Şerit LED' seçeneğiyle birçok alanda yenilik sunuyor. Temiz ve kuru olan tüm yüzeylere uygulanabilen şerit LED'ler, yapışkanlı olması sayesinde büyük kullanım avantajı sunuyor. Güçlü 3M bandı sayesinde yapıştığı yüzeyden çekip koparılmadığı sürece asla kendiliğinden ayrılmayan şerit LED'ler, ahşap, metal, seramik, cam, duvar, alçıpan, beton vb. yüzeylerin tümüne uygulanabiliyor. Özellikle evlerde tavan içine dekoratif amaçlı gizli ışık şeklinde yerleştirilebilen LED'ler, görsel açıdan büyük bir katkıda bulunduğu gibi, mağaza vitrinlerinden, tekne ve yatlara kadar birçok mekan ve ulaşım aracında kullanılabilir. ŞERİT LED TÜRLERİ VE KULLANIM ALANI Birçok çeşidi bulunan şerit LED'leri silikonlu, silikonsuz, tek çipli, üç çipli, rgb olarak saymak mümkün. Silikonlu şerit LED, daha çok dış mekan kullanımında tercih ediliyor. Silikonlu LED, yağmura, toza en dayanıklı LED türü olarak öne çıkıyor. Silikonsuz şerit LED'ler ise iç mekanda su ve neme maruz kalmayacak şekilde kullanılıyor. Şerit LED'ler, bir metresinde 30 ya da 60 LED içeriyor. Tek çipli LED'ler, şerit LED'lerin en yaygın türü olarak biliniyor. Bu aydınlatmada tek ışık hücresi bulunuyor. Üç çipliler ise daha fazla ışık hücresine sahip olduğu için tek çipli LED'in yetersiz kaldığı yerlerde tercih ediliyor. Şerit LED'ler renklerine göre de ayrılıyor. RGB şerit ledler, renk değiştiren ve daha çok efekt kullanmak için animasyonlu tabelalrda tercih ediliyor. Tek renk şerit LED ise renk değiştirmiyor. Diğer Teknoloji ve Bilim Haberleri için tıklayın NUST MISIS’den bilim insanları 20 yıla kadar pil ömrü olan küçük bir atom pili geliştirdi. Beta voltaik elementinin 3 boyutlu yapısı sayesi pilin boyutları 3 kat küçülürken, spesifik gücü 10 kat arttı ve maliyeti % 50 düşmüş oldu. Bu orijinal cihaz nikel beta voltaik elementi kullanıyor. Radyoaktif nikelin özelliğinden dolayı iki tarafta da düzlemsel p-n bağlantısı şeklinde kullanılıyor. Bu sayede pil hücre üretimi sadeleşirken, pilin gücünden çalan ters akımın kontrolü de kolaylaşıyor. Özel mikro kanal yapısı sayesinde beta radyasyonun dönüşüm alan etkisi 14 kez artarken, son akımda yükselme ile sonuçlanıyor. Araştırma sonuçları Applied Radiation and Isotopes dergisinde yayınlandı. “Çıkış elektrik parametrelerinde amaçlanan tasarım şuydu kısa devre akımı IKZ—230 nA /cm2 normal düzlemsel tasarımda 24 nA, son güç 31nW /cm2düzlemsel olanda 3nW idi. Bu tasarım sayesinde β kaynağı salınımında dönüştürülen enerji 10 kat artarken, pahalı izotop kullanımından kaynaklanan maliyetler de % 50 oranında düşecek,” diyor NUSTThe National University of Science and Technology MISIS Yarıiletken Elektroniği ve Fizik Yarıiletkenleri Bölümü’nden Sergey Legotin. Aynı zamanda bu geliştirme sayesinde spesifik güç büyüklük mertebesinde artarken, bataryaların ağırlık ve boyutu 3 kat azalırken bataryanın gereken çıkış gücü korunmuş olacak. Bu batarya bazı sıra dışı durumlarda kurtarıcı olabilir. Örneğin; çok yüksek sıcaklıklarda çalışan cihazlarda güç kaynağı ve sıcaklık sensöründe acil güç kaynağı olarak ya da uzayda,su altında veya yüksek rakımlarda buluna ulaşması zor olan yerlerde kullanılabilir. NUST MISIS yeni betavoltaik pilin patentini tamamlıyor ve şimdiden dış uzmanlar tarafından pili tanınıyor. Ayrıca kurum dünya çapında betavoltaik pil pazarında önemli oyuncular arasında yer alıyor. Uzun ömürlü, güvenilir ve küçük boyutları sayesinde bu beta-voltaik piller pil pazarında önemli bir yer kapabilir. Kaynak Referans Krasnov et al. Development of betavoltaic cell technology production based on microchannel silicon and its electrical parameters evaluation, Applied Radiation and Isotopes 2016. DOI Bir bilim sever ve kimyager olarak, internetteki eksikliği görerek Gerçek Bilim’i 2012'de kurdum. Bu sitede gördüğünüz pek çok bilim ve teknoloji haberini oldukça ciddi kaynaklardan toplayarak sizin için araştırıyor, çeviriyor ve derliyorum. Gerçek Bilim'deki diğer yazarlar ve ben, her gün baş döndürücü şekilde gelişen bilim ve teknoloji haberlerini size aktarmaktan kıvanç duyarız. Başa dön tuşu

aydınlatma teknolojisinde emek harcayan bilim insanları