cash. Doğanın ateşle, suyla, rüzgârla, insanın azmiyle ve emeğiyle ilmek ilmek işlediği bu muhteşem coğrafyanın, yılın hangi zamanı giderseniz gidin farklı bir çekiciliği var. Kış ise sanki açık havada bitmeyen bir bale gösterisi gibi… Kar ve peribacaları birlikteliği dünyanın hiçbir yerinde göremeyeceğiniz müthiş bir büyü sunar. Kapadokya'nın en yüksek noktasına çıkınKapadokya’ya eğer Nevşehir üzerinden geliyorsanız önce Uçhisar karşılar sizi. Yöreyi en tepe noktadan izleyebileceğiniz yer de burada; müze olarak ziyarete açılan Uçhisar Kalesi Kapadokya’daki en yüksek nokta. Kaleden gün batımını izlemelisiniz; Erciyes, Hasan ve Melendiz dağlarının el ele verdiği büyülü doğanın güneşin kızıllığıyla arkadaş olduğu sahneleri izlemenin keyfi Tepesi’ne tırmanın1923 yılındaki nüfus mübadelesine kadar ağırlıklı olarak Rumların yaşadığı Ürgüp’te çok güzel eski taş evler var; bir kısmı otel ya da restoran olarak kullanılıyor. En güzel Kapadokya manzaralarından birini görmek için 700 metrelik bir tünelden geçerek Temenni Tepesi’ne çıkın sonra da anın tadını ve Zelve Vadilerine gidinKapadokya'da Ürgüp’ten Avanos’a giderken geçeceğiniz Derbent Vadisi yolda birçok kez durmak isteyeceğiniz ilginç şekillerle dolu. En çokilgi görense deveye benzeyen bir kaya parçası. Biraz ilerlediğinizde ise bu kez Zelve Vadisi çıkacak karşınıza. Burada Direkli, Balıklı, Üzümlü ve Geyikli Kiliseleri’ni görmeyi ihmal totoğraf turu yapınBirbirinden ilginç peri bacalarını göreceğiniz yerler arasında Paşabağ da var. Eski adı Keşişler Vadisi’ymiş. Adeta peribacalarının oluşumunu anlatan bir tiyatro sahnesi gibi… Fotoğraf çekmeyi sevenler için ideal noktalar arasında. Özellikle tepeye çıkarsanız, harika görüntüler Açık Hava Müzesi’nde saati unutunAnadolu Rumlarının yaptığı kiliseler Kapadokya’nın dört bir köşesine yayılmış. Fresklerle bezenmiş yaklaşık 150 kilise var ve bunların büyük çoğunluğu 843 yılında İkonaklastik, yani ikonları yasaklayan dönemin sona ermesinden ardından yapılmış. Bölgedeki en önemli kiliseler için adresiniz Göreme Açık Hava Müzesi olsun. Müzeye girdikten sonra sağlı sollu rahip ve rahibelerin kaldığı manastırları göreceksiniz. Tokalı, Elmalı, Azize Barbara, Yılanlı, Karanlık ve Çarıklı kiliselerini mutlaka şehirlerinde kaybolunKapadokya bazıları binlerce kişiyi aynı anda alabilecek kadar büyüklüğe sahip onlarca yeraltı şehrine sahip. Arkeolojik buluntular, bu şehirlerin ilk kez Hititler zamanında düşmanlardan korunmak amacıyla kullanıldığını gösteriyor. Daha sonraki yüzyıllarda ise Araplardan korunmak isteyen Hristiyanların adresi olmuş. Kaymaklı, Derinkuyu ve Özkonak yeraltı şehirleri listenin ilk 3’ünde. Oturma alanları, yatak ve erzak odaları, şarap üretim bölümleri, dini eğitim veren okullar, kiliseler, havalandırma boşlukları, ahırlar, mutfaklar, su kuyuları görecekleriniz arasında. Bu şehirlerin bazıları tünellerle birbirine bağlanmış ve düşman birini bulduğunda, diğerine geçilmiş. Bulundukları yer konusunda onları ele verecek tek şey duman olduğundan bacaların yolunu uzatıp, dumanın farklı bir noktadan çıkmasını sağlamışlar. Tehlike anında girişi kapatmak için belli yerlerde, yuvarlak kocaman taşlar var. Balon turuna çıkmadan dönmeyinKapadokya’nın mistik ve huzur dolu atmosferinin tadını çıkarmak için bence balon seyahati olmazsa olmazlardan… Özellikle de kış mevsiminde Kapadokya’nın dünyadaki tüm kötü şeyleri unutturur gibi tertemiz bir beyazlığa büründüğü hallere gökyüzünden şahit olmanın tadı bambaşka. Kapadokya’yı güneş doğarken bir balonun sepetinden seyretmenin keyfini yaşamak için biraz erken kalkmayı göze almalısınız. Balon turu yapan çok firma var, benim tercihim ve önerim Royal. Eğer yükseklik korkunuz varsa, tura çıkmasanız da balonların gökyüzünü renklendirişini izlemek için gün doğarken kalkmayı ihmal ayinini bir de mağarada izleyinKapadokya’ya gece karanlığı çöktüğünde, bir yeraltı mağarasında neyin büyüleyici sesine kulak verin. O ses eşliğinde dönen semazenleri izlerken zamanın akışını ve yaşamınızda hız adına ne varsa unutun. Kendilerini dine adayan ve inziva yeri olarak Kapadokya’yı seçen ilk Hristiyanlar, yüzlerce kaya parçasını oyarak kilise ve manastırlar yapmış. Sema ayinini izlerken bu detayı hatırlayıp, dünyevi hırslardan uzaklaşma arayışının tüm dinlerin ortak noktası olduğunu düşünmemek mümkün mirası seramik sanatıyla tanışınTürkiye’nin en uzun nehri olan Kızılırmak’tan toplanan çamurun Avanos’ta şekillendirilmesi Hititler’den bugüne süren bir gelenek. Kuşaktan kuşağa aktarılarak günümüze ulaşan bu köklü sanatta hala Hitit döneminde kullanılan tekniğin izlerini sürmek mümkün. Seramik işçiliğinin en güzel örneklerini görebileceğiniz Avanos’a gitmişken, tarihi 2. yüzyıla kadar uzanan Yamanlı Kilisesi’ni de ziyaret etmeden Müze’yi görünAvanos’ta özel bir müze olarak kurulan Güray Müze, kayaya oyularak, yerin 20 metre altında 1600 metrekareye inşa edilmiş. Antik Eserler Salonu ve Modern Eserler Salonu olmak üzere iki temel bölüme ayrılmış. Mimari yapısı ve konsepti ile dünyanın ilk ve tek yer altı seramik müzesi olma özelliğini taşıyor. Akşamları ise sempozyum, kokteyl, konser gibi birçok etkinliğe ev sahipliği yapan bir kültür merkezi gibi kullanılıyor. Hatta antik eserler salonun merkezinde yer alan büyük kubbenin altındaki platform, gerektiğinde 1 metre yükseltilebiliyor ve kendi etrafında dönebilen bir sahne haline geliyormuş. Müzede sergi salonu, kafeterya, fuaye alanı da yayıncılığının dünyadaki en prestijli adresleri arasında yer alan Lonely Planet’in, Kapadokya tavsiyeleri arasında da yer ÖNERİLERİMBence sadece Kapadokya’nın değil Türkiye’nin en güzel otelleri arasında yer alan Uçhisar’daki Argos’ta konaklamak ayrıcalık kelimesinin hakkını sonuna kadar teslim Sacred House 2014’te uluslararası çapta en iyi renovasyon ve tasarım ödülünü kazanan müthiş bir otel. Kaya Kapı Premium Cavesrestore edilmiş birçok tarihi mağaranın birleşiminden oluşan, restoranıyla da öne çıkan harika bir konaklama Restoran’ın salon bölümü eski bir köy kahvesinin restore edilmiş hali, teras bölümü muhteşem bir Kapadokya manzarasına sahip. Kaya bölümü ise daha küçük ama çok keyifli. Yemekler harika, özellikle geleneksel Türk mutfağı örnekleri dönemin meşhur tv dizisi Asmalı Konak’ın bazı bölümlerine ev sahipliği yapan Old Greek House Kapadokya’nın en lezzetli adreslerinden biri. Türk mutfağı ağırlıklımenüsü konak atmosferiyle birleşiyor size de bu birleşimin tadını çıkarmak kalıyor.
Müzelere giriş saatleri bellidir. Peki, size gece Ayasofya turu yapabileceğinizi söylesek... Kulağa ilginç geliyor değil mi? Saffet Emre Tonguç rehberliğinde yapılan Müzede Bir Gece-Ayasofya Müzesi” gezisinde, katılımcılar bu tarihi yapıyı yeniden keşfediyor; hem de akşam saatlerinde... Biz de bu tura katılarak Ayasofya’da bir gece bir de gece görün… Saffet Emre Tonguç, Ayasofya kadar eski olup da bu denli iyi durumda olan başka bir yapının olmadığını söylüyor. Türkiye’nin birçok noktasından gelen kişileri birleştiren “Müzede Bir Gece-Ayasofya Müzesi” gezileri, Saffet Emre Tonguç rehberliğinde yapılıyor. Tura katılanları birleştiren ise İstanbul’a karşı duydukları aşk ve İstanbul’un olağanüstü tarihine karşı duydukları merak. Saffet Emre Tonguç’un da bu noktada İstanbullular için bir önerisi var İstanbul’da yaşamayın, İstanbul’u yaşayın… Bu gezi İstanbul’u yaşamak isteyenlere müthiş bir fırsat sunuyor. Yapılan bu turlara yaklaşık 100 kişi katılıyor. Katılımcıların hepsine birer kulaklık dağıtılıyor ve katılımcılar Saffet Emre Tonguç’un konuştuğu mikrofondan gelen sesi duyuyor. Hem ortamın sessizliği hem de Ayasofya’nın görkemi, son derece etkileyici bir ortam oluşturuyor. Tonguç geçen yıl İstanbul’da yaptıkları tur programlarına Türkiye’nin 65 şehrinden, dünyanın da 37 ülkesinden katılımcının olduğunu belirtiyor. Yani İstanbul’a olan bu ilgi sadece İstanbullulardan değil… Tonguç bugüne kadar, dünyaca ünlü pek çok isme Ayasofya’yı gezdirmiş. 31 yıldır profesyonel rehberlik yapan Tonguç, bugüne kadar pek çok ünlü isme Ayasofya’yı gezdirmiş. Martha Stewart’ tan Oprah Winfrey’e, Calvin Klein’dan Robert Redford’a, ABD’nin İlk Kadın Dışişleri Bakanı Madeleine Albright’tan Bill Gates’in oğlu Rory Gates’e, İtalyan Prensesi Gabriella’dan modacı Michael Kors’a… Bunlar gibi daha birçok ünlü isim sıralayabiliriz. İşte tüm bu birikim sonucunda Tonguç, neden hep yabancılar için Ayasofya’yı açtırdıklarını ve sadece onların bu güzelliğe gece tanıklık ettiğini düşünmüş. Sonunda da “Ayasofya’da Bir Gece” ismiyle düzenlenen bu turlar ortaya çıkmış. Bu şehrin sahipleri olduğumuzu dile getiren Tonguç, hemen herkesin gece saatlerinde bu güzellikleri görmesi gerektiğini söylüyor. Gece ile gündüz arasındaki farklar… Geceleri Ayasofya’nın gizemli yanları daha çekici oluyor. İstanbul’un gece çok güzel bir şehir olduğunu söyleyen Tonguç, zaten son kitabında da bu konuyu işlemiş. İstanbul ve Gece… Bu lafı hemen herkes duyar ama sadece bazılarımız deneyimleme fırsatı yakalar. Gece tüm çirkinlikler örtülüp, el ayak çekildiği zaman Ayasofya’nın gizemli yanları daha bir çekici oluyor. Gündüz bazen 24 bin kişinin ziyaret ettiği bu gizemli mekanı, gece sınırlı sayıda kişiyle ve dolu dolu bir rehber eşliğinde gezmek ise ayrıca heyecan verici. Çıt çıkmayan bir sessizlik içinde, Ayasofya’nın görkemi ve olağanüstü güzelliğiyle birleşiyor. Ve tüm bunlar kendinizi özel hissetmenizi sağlamaya yetiyor. Meraklılarını bekleyen Ayasofya’ya dair gece turundan kısa notlar... Bu farklı turu Sacred7 Travel düzenliyor. Tur, saat Four Seasons Hotel'de, geziye katılanlara yapılan çay ikramıyla başlıyor. Ardından hep beraber Ayasofya’ya doğru yürümeye başlıyorsunuz. Sadece bu güzergahta bile gördüğünüz yapılarla, farklı medeniyetlerin içe içe geçmiş olduğu bu şehir, sizi büyülü güzelliğiyle kendisine bir kez daha hayran bırakıyor. Ayasofya, pek çok farklı kültürün izlerini taşıyan simgesel bir yapı. Daha önce gezmiş olsanız bile tur boyunca değişik noktalarda dikkatinizden kaçan pek çok şeyi görüyor ve öğreniyorsunuz. Hepimizin bildiği gibi Ayasofya önceleri kilise olan ve İstanbul’un fethiyle camiye çevrilen bir mekan. Bir dönüşümü, yani Ayasofya içindeki din harmonisini dikkatli bakınca görmek mümkün. İçeri girdiğiniz zaman sizi sağ üst köşede Allah, sol üst köşede ise Muhammed ve diğer kenarlarda da dört halifenin isimleri karşılıyor. Ardından Allah ve Muhammed yazılı levhalar arasında altı metrelik bir Meryem Ana mozaiği görüyorsunuz. Bu birliktelik şehrin sahibi olmuş her kültürden size bir parça sunuyor. Tur sırasında Tonguç’tan çok ilginç hikayeler de öğreniyorsunuz. Biraz daha ilerleyip Dilek taşı ya da Terleyen sütun olarak bilinen ve hakkında pek çok rivayet olan sütunun yanına geliyorsunuz. Bu noktanın, Tonguç’tan dinlediğimiz farklı bir hikayesi var. Roma İmparatoru Jüstinyen’in bir gün başı çok ağrımaya başlar ve bu ağrıya çare bulamaz. Daha sonra kafasını bu sütuna yaslayan Jüstinyen’in baş ağrısı geçer. Bunun duyulmasıyla birlikte burada adaklar adanır ve şifa bulmak isteyenlerin uğradıkları bir yer haline gelir. Eksik parçaların sırrıYine Saffet Emre Tonguç’un anlatımıyla öğrendiğimiz bir başka şey ise Ayasofya’nın üst katında olan Vaftizci Yahya ve Meryem Ana mozaiğindeki eksik parçaların nasıl yok olduğu. Çalındığı fikri, görür görmez aklınıza gelen yegane şey olacak elbette. Ama hasta olan kişilerin bu mozaik parçalarını eritip, yedikleri ve içtikleri şeylere katarak şifa aradıklarını duymak hepimizi şaşırtıyor. Üst katta, imparator ailesinin Ayasofya’nın onarımları için yaptıkları yardımı simgeleyen mozaik var. Bu mozaikte İmparatoriçe Zoe, IX. Konstantinos Monomakhos ve Hz. İsa betimlemesi görülüyor. Ancak mozaikte Zoe’nin birinci kocasının gövdesi üçüncü kocasının ise kafasının olduğunu öğrenmek, Ayasofya’nın Antik dönemden kalma bir “photoshop”a ev sahipliği yaptığını Sacred7 Travel’ın düzenlediği geziyle ilgili ayrıntılı bilgiye adresinden ulaşabilir, yine aynı adresten bilet alabilirsiniz. Katılım kişi başı 295 TL.
İlahi Bilgelik Aya Sofya ve Çevresi 1. yüzyıla ait devasa Aya Sofya İlahi Bilgelik Kilisesi, Tarihi Yarımada’nın en ünlü ve en çok ziyaret edilen eserlerinden biri. Ziyaretçilerini, pırıl pırıl mozaiklerine ve çağımız insanını bile hayrete düşüren büyüklükteki kubbesine hayran bırakan kilise, Sultanahmet Meydanı’nda Topkapı Sarayı, Hippodrome ve Yerebatan Sarnıcına birkaç adımlık mesafede yer alır ve tam karşısındaki Sultanahmet Camii ile göz göze geçirir ömrünü. İmparator Jüstinyen’in emriyle inşa edilen Aya Sofya Kilisesi pazartesi günleri kapalı dünyadaki en önemli mimari yapılardan biri olarak kabul edilir. 532 ve 537 yılları arasında 10 bin işçi ve 100 ustanın yapımında çalıştığı kilise, dönemin iki en önemli mimarı, Tralles’li matematikçi ve fizikçi Anthemius ve Milet’li mimar İsidore tarafından tasarlanmış. Hemen hemen bin yıl boyunca dünyanın en büyük kilisesi olarak kabul edilen yapı, 1453 yılında Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethetmesine kadar Rum Ortodoks Patrikliği’nin merkezi olarak işlev görmüş. Fatih’in şehri aldığında yaptığı ilk işlerden biri kiliseyi camiye çevirmek olmuş. 1935 yılında ise Atatürk’ün emriyle müzeye dönüştürülen yapı, halen müze olarak hizmet veriyor. Jüstinyen’in kilisesi burada yapılan ilk kilise değil; İmparator Konstantin’in 360 yılında yaptırdığı kilise 404 yılındaki ayaklanma sırasında yıkılmış. 415 yılında II. Theodosius’un inşa ettirdiği yeni bir kilise de 532’deki Nika Ayaklanması sırasında harap olmuş. Hemen akabinde Jüstinyen daha ihtişamlı bir kilise yaptırmaya karar vermiş; bir önceki kiliseyi yok eden yangından sonraki altı hafta içinde başlatılan çalışmalar, hemen hemen altı yıl sonra 26 Aralık 537’de tamamlanmış. II. Theodosius tarafından inşa ettirilen kiliseden geriye kalan az miktardaki kalıntıyı kilisenin ön girişinde görebilirsiniz. Dış Cephe Aya Sofya ’nın ilk yapıldığında neye benzediğini tam olarak anlayabilmek için önce Sultanahmet Meydanı’nda durmanız ve yapıyı zihininizde daha sonra eklenen bölümler olmadan canlandırmanız gerek; işe fetihten sonra yavaş yavaş eklenen ve sadece biri Fatih zamanında yapılan dört minareden başlayın, sonra önünde sıralanmış olan imparatorluk mezarlarıyla devam edin. Daha sonra ise 1317 yılında bina yıkılacakmış gibi göründüğünde ilave edilmiş devasa payandaları çıkarın. Bunların tümünü yaptığınızda bu kiliseyi bu kadar özel ve ayrıcalıklı kılanın azametli dış görünüşünden ziyade orijinal kilisenin içi olduğunun farkına varacaksınız. Bahçeye girdiğinizde, solda, tarihi 1740 senesine uzanan tek odalı bir ilkokul göreceksiniz; avludaki muhteşem barok şadırvanın da aynı yıl yapıldığını belirtip yolumuza devam edelim. Girişin hemen sağ tarafında orijinal olarak Aya Sofya ’nın vaftizhanesi olarak yapılan ama daha sonra Sultan I. Mustafa iktidar dönemi 1592-1639 ve Sultan Deli İbrahim’in iktidar dönemi 1640-48 türbeleri haline getirilen bina var. Yanındaki türbe ise Mimar Sinan tarafından Sultan II. Selim iktidar dönemi 1566-74 eşi Nurbanu Sultan ve babalarının vefatı üzerine kardeşleri III. Murad’ın tahtta rakipsiz oturabilmesi için öldürülen beş oğlu için yapılmış. Davut Ağa’nın tasarladığı yan türbede ise Murad’ın iktidar dönemi 1574-95 kendisi yatmakta. Bu türbede Murad, gözde eşi Safiye ve 23 oğluyla beraber yatıyor. Oğullarından 19 tanesi tahta geçen erkek kardeşleri III. Mehmet’in muhalefetle karşılaşmaması için idam edilmişler. Son türbe III. Mehmet’e iktidar dönemi 1595-1603 ve eşi Handan’a ait. Neyseki III. Mehmet öldüğünde oğullarından hiçbiri idam edilmemiş, bunun yerine tahta geçmeyen erkek çocukları sadece saraydaki “kafes” te mahpus olarak tutulmuşlar. Türbelerin yanında yer alan ve onlara kıyasla daha zarif kubbeli bir yapı olan muvakkithane 19. yüzyılda Fossati Kardeşler tarafından ilave edilmiş. İç Cephe Aya Sofya Kilisesi’nin girişi çift nartekslidir; dış narteks son derece sadeyken, iç narteks mermer duvarlarla çevrilmiş ve pırıl pırıl geometrik mozaiklerle süslü. Çoğu ziyaretçi daha figüratif mozaikleri görmek için acele ederken, aslında Jüstinyen’in yaptırdığı orjinal kiliseden günümüze ulaşan ve parıltısını içinde kullanılan altından alan bu orjinal mozaikleri gözden kaçırdığını farketmez bile. İlk yapıldığı yıllarda dış narteksin önünde beş kapının açıldığı bir avlu varmış ve İmparator Orea Porta Güzel Kapı olarak bilinen ortadaki kapıdan içeri girermiş. Tarihleri Jüstinyen dönemine uzanan dokuz devasa kapı iç narteksten nefe ana salon doğru uzanır. En önemlisi ise, adından da anlaşılabileceği gibi sadece imparatorlar tarafından kullanılan, ortadaki uzun Emperyal Kapı. Kapıların üzerindeki mozaikte tahta oturmuş İsa ile birlikte ona secde etmiş olan ve VI. Leo Bilge Leo, Filozof Leo olduğu tahmin edilen iktidar dönemi 886-912 imparator tasvir edilmiş. Halihazırda üç karısı olan ancak bir erkek çocuğu olmadığı için Ortodoks kilisesinin karşı çıkmasına rağmen dördüncü kez evlenen imparartor Leo’nun kiliseye girmesi yasaklanmış. Mozaikteki tasvir, günahının bağışlanması için İsa’ya yalvarması olarak yorumlanır. Bugün, Aya Sofya ’yı ziyaret ettiğinizde bir zamanlar imparatorlar için kullanılan kapıdan, antik çağlarda atılmış adımların eskittiği mermer eşikten geçerek girersiniz. Girdiğiniz anda da muhteşem bir kubbenin altında, geniş ve loş nefteki sonsuzluk hissi kucaklar sizi. Bu boş alanın kilisenin camiye çevrilmesi sırasında Ortodoksluğa ait objelerin kaldırılmasıyla oluştuğu düşünülür. Işığın içeri girmesini sağlayan pencerelerin de olduğu kubbeyi Tesali’den getirtilen yeşil mermerden yapılmış dört büyük kolon destekler. Depremlere karşı oldukça dayanıksız olduğu farkedilince asırlar boyunca sık sık yenilenmiş orijinal kubbe; 558’de yıkılma aşamasına geldiğinde Miletli İsidorus’un yeğeni İsidorus herşeyi yeniden hesaplayıp yerden 56 metre yükseklikteki bugünkü kubbeyi yapmış. Fethiye Camii’indeki gibi Pantokrator Herşeye Kadir İsa mozaikleri kullanılmış kubbenin süslemesinde, ancak bunlar kilise camiiye çevrilirken ince sıvalarla örtülmüşler. Aya Sofya ’nın, Bizans döneminde, 989 ve 1346 yıllarında çöken ve onarılan kubbesi Mimar Sinan’ın istinat duvarları eklemesinden itibaren hiç çökmemiş ve büyük ölçüde Genç İsidorus’un yaptığı değişikliklerle günümüze ulaşabilmiş. Yarım kubbe, tahtta oturan ve çocuk İsa’yı kucağında tutan muhteşem bir Meryem Ana mozaiği ile süslenmiş. 867 yılında yapılmış olan bu mozaik, bugün hemen hemen yok olmuş bir Yunan yazıtında belirtildiği gibi İkonoplastik dönemden sonra kiliselere konan ilk tasvir. Yarım kubbenin sağındaki kemerde Melek Cebrail’i tasvir eden mozaiği görebilirsiniz, karşıdaki sütunu süsleyen Melek Mikael mozaiği ise bir deprem sırasında ne yazık ki düşmüş. Nefte bulunan ve hayranlık uyandıran diğer eserler arasında azizler Ignatius, Aziz Linus ve Ignatius Theophoros’u betimleyen mozaiklerin de olduğunu belirtmeden geçmeyelim. Kubbenin altındaki pandantiflerde muhtemelen 14. yüzyılda yapılmış mozaiklerin Serafim melekleri mi yoksa Kerubi melekleri mi olduğu henüz belirlenememiş. Bu mozaiklerin 19. yüzyılda yapılmış kopyaları da bu bölümde görülebilir. Mozaikler 1933 senesinde duvarlardaki ince sıva tabakalarının kaldırılmasıyla yeniden keşfedilmişler. Fetihten sonra harap haldeki bu kiliseye özel önem vermiş Fatih Sultan Mehmed ve hemen camiiye dönüştürülmesini emretmekle beraber adını değiştirmemiş. Böylece Aya Sofya olan Haghia Sophia’da nefe bir minber ve müezzin mahfili eklenmiş. Bergama’da bulunan bektaşi taşından su mermeri yapılmış iki büyük küp de ana nefe yerleştirilmiş. 1847 ve 1849 yılları arasında Sultan I. Abdülmecid İsviçreli Fossati Kardeşleri iç cepheyi restore etmeleri için görevlendirmiş. Padişah için yarım kubbenin yanına yapılan mahfil bu döneme ait, Kazasker İzzet Efendi’nin elinden çıkan ve üzerlerinde Allah, Muhammed, Ebu Bekir, Ömer, Osman, Ali ile oğulları Hasan ve Hüseyin’in isimlerinin hat sanatıyla yazılı olduğu sekiz yuvarlak tablo yine bu dönemde sütunlara asılmış. Mozaiklerin bir kısmını temizleyen Fossati Kardeşler temizlenemeyecek kadar harap olanların üzerini ince bir sıva tabakasıyla kapatıp mozaik motiflerini sıvanın üzerine çizmişler. Muhtemelen, ziyaretçilerin çoğu gibi, “Terleyen Sütun” da yada diğer bir deyişle göz hastalıklarını iyileştirdiği ve doğurganlığı arttırdığına inanılan keramet sahibi “St. Gregory’nin Sütunu”nda şansınızı denemeden buradan ayrılmak istemeyeceksiniz; kimine göre 13. yüzyıldan, kimine göre daha eskilerden kalan bu geleneği devam ettirmek için kuyruğa girmek ve bu büyük sütunun üstündeki delikte parmağınızı çevirmek zorundasınız. Nefteki iskele o kadar uzun zaman önce kurulmuş ki, zamanla Aya Sofya’yı gezenlerin gözünde kendisi de bir tarihi eser haline gelmiş. Galeriler Aya Sofya ’nın uçsuz bucaksız heybetinin farkına varacağınız en iyi yerler binanın üç tarafı boyunca uzanan ve kadınlar için ibadet yeri sağlayan galerileridir. Galerileri destekleyen ve Marmara Adası’nın beyaz mermerinden yapılmış olan sütunların üstündeki Bizans sepetişi başlıklar, İmparator Jüstinyen ve eşi Theodora’nın isimleri ile ünvanları Basileus imparator ve Augusta’nın imparatoriçe başharflerini taşır. Tüm bunların yanısıra rampayı çıkıp galerileri gezmenin en büyüleyici yanı buradaki eşsiz mozaiklerdir. Kuzey galeride kısa süren hükümranlık dönemine rağmen acımasızlığı ile nam salan ve polo oynarken aldığı bir darbe sonucu beklenmedik şekilde ölen İmparator Alexander’ın İktidar dönemi 912-13 tasviri görülebilir. Batı galeri imparatoriçe ve maiyeti için ayrılmış; ortadaki yeşil mermer daire tahtın konumunu gösteriyor. En ilginç mozaikler ise güney galeride görülebilir; panellerden birinde İsa’nın İmparator Constantine IX Monomachos iktidar dönemi 1042-55 ve eşi Zoe’yi takdis edişi gösterilirken, bir diğerinde Pantocrator manastırı kurucuları İmparator John Komnenos r. 1118-43 ve eşi İrene Meryem Ana’ya dua ederken tasvir edilmişler. 1122’de küçük oğulları Alexius’un tasviri de babasıyla beraber imparator olduktan sonra mozaiğe eklenmiş. Hepsinin içinde belki de en etkileyeci olanı Vaftizci Yahya ve Meryem Ana’yı tüm insanlar adına İsa’ya dua ederken gösteren ve “Deisis” olarak adlandırılan alt kısmı yok olmuş mozaiktir. İsa’nın yüzünün iki tarafının birbirinden farklı resmedilmesini bir hata sanmayın, biraz ileriden tekrar bakın mozaiğe; hem İsa’nın yüzünün iki tarafı eşitlenecek, hem de İsa’nın gözleri doğrudan size bakar hale gelecek. Bu bölümde göreceğiniz mezartaşı 1204 yılındaki IV. Haçlı Seferi sırasında Constantinople’a yapılan dehşet verici saldırılardan sorumlu olan Venedik Dükü Enrico Dandolo’nun 1107?-1205 gömüldüğü yeri gösteriyor Rivayete göre şehir geri alındıktan sonra Dükün kemiklerinin köpeklere atılmış. İmparatoriçe Locası’nın biraz ilerisinde yer alan ve bilinmeyen bir zamanda, bilinmeyen bir amaçla galeriye yerleştirilen kapılar üzerlerindeki anahtar kabartmalarından dolayı Cennet ve Cehennem Kapıları olarak adlandırılıyor. Müzeden Çıkış Narteksin dışındaki yan kapıları kullanarak müzeden çıktığınızda kapının üstünde göreceğiniz ayna aslında arkanızda kalan ve muhtemelen göremediğiniz muhteşem bir mozaiğe dikkatinizi çekmek için yerleştirilmiş; 10. yüzyıldan kalan mozaikte İmparator Konstantin Meryem Ana’ya şehrin maketini ve İmparator Jüstinyen’se kilise için düşündüğü modeli sunarken betimlenmiş. Çıkarken geçtiğiniz yer imparatorların kiliseye girerken tacını ve kılıcını bıraktığı ve askerlerinin onun dönüşünü beklediği Savaşçılar Geçidi. Sultanahmet Meydanı Aya Sofya ve Sultanahmet Parkı ile Arkeoloji Parkı’nın arasında kalan ve İstanbul’un turistik merkezi olan bu büyük meydan, her zaman dünyanın her köşesinden gelen ziyaretçilerle dolar taşar. Burası bir zamanlar Büyük Konstantin’in annesi Helena Augusta anısına Augusteion adını verdiği büyük meydandır aynı zamanda. Chalke ya da Bronz Saray olarak da bilinen Büyük Saray’ın ana girişine ve Patriklik Sarayı’na açılan meydanın ortasına ilerleyen yıllarda Jüstinyen bir at heykeli yerleştirmiş; Küçük Aya Sofya ’nın yanındaki deniz surlarındaki bir küçük kapıda bulunan Yunan yazıtının bu heykelden geriye kalan son parça olduğu sanılıyor. Roxelana’nın Hamamları Mimar Sinan tarafından 1556’da yapılan Sultanahmet Meydanı’nın köşesindeki bu muhteşem çifte hamam, Kanuni Sultan Süleyman’ın Haseki Hürrem Sultan olarak tanınan eşi Roxelana için 196 yılında Septimus Severus zamanında yapılan Zeuxippus Hamamı’na çok yakın bir yere inşa edilmiş. Günümüze ulaşan en güzel hamam komplekslerinden biri olan ve son zamanlara kadar halı dükkanı olarak kullanılan bina için yeniden hamam olarak açılmasına dair umutlar yeşermeye başlamış. Arkeoloji Parkı Four Seasons Oteli’nin bahçesinde yer alan Arkeoloji Parkı’nda otelin 2009 yılındaki genişleme çalışmaları sırasında bulunan eserler sergileniyor. Soğukçeşme Sokağı Topkapı Sarayı’nın dış duvarları ve Aya Sofya arasındaki sokakta yer alan ahşap evler 1970’lere kadar terkedilmiş haldeyken, İstanbul’un değişik köşelerinde imzasını görebileceğiniz Çelik Gürsoy başkanlığındaki Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu’nun eli değmiş buraya. Evlerin, restorasyon sonrası otel olarak kullanılmaya başlanmasıyla otelcilikte yeni bir anlayış da hayata geçirilmiş. Bugün harika kaldırım taşlarıyla döşeli Soğukçeşme Sokağı trafiğe kapalı. Çelik Gülersoy’un kitap koleksiyonunu da barındıran İstanbul Kitaplığı’nı çevreleyen pastel renkli evler dizisi ve bu kompleksin bir parçası olan Sarnıç Restoran detaylar aşağıda nostaljik atmosferin yaratılmasına katkıda bulunuyor. İstanbul El Sanatları Merkezi Merkez, 18. yüzyıldan kalan ve 1987 senesinde restore edilen Kabasakal Medresesi’nde hizmet veriyor. El Sanatları Merkezi’nin bir sürprizi de sanatçıları çalışırken görme imkanı vermesi. Yeşil Ev Otel’den aşağı doğru yürüdüğünüzde, dış dünya karmaşasından sizi uzaklaştıracak bir sükunet cennetine varacaksınız. Sultanahmet Hapishanesi/Four Seasons Oteli Dünyada geçmişinde suçluların barındırıldığı, sonradan lüks bir otele dönüştürülmüş çok fazla binaya rastlayamazsınız. Bunlardan biri olan Four Seasons Oteli, 1970’lere kadar aralarında berbat “Geceyarısı Ekspresi” filmde orjinali yerine Malta’da benzer bir mekan kullanılmıştı filmi ile ünlenen uyuşturucu kaçakçısı Billy Hayes’in de olduğu hükümlüleri ağarlamış. Buraya cezasını çekmesi için gönderilen diğer ünlüler arasında yazarlar Nazım Hikmet ve Yaşar Kemal ile karikatürist Orhan Coplu da var. 1919’da inşa edilen hapishane, ilk Ulusal Mimari Akımının İstanbul’daki en güzel öreneklerinden biri ve mimar Vedat Tek’in çalışması olduğu düşünülmekte. Kapının üstünde Arapça “İstanbul Kriminal Tutuklama Merkezi” yazıyor.
Tarihçi, İstanbul Elçisi, Yazar Saffet Emre Tonguç’un 15. kitabı İstanbul ve Gece’nin lansmanı İş Bankası Maximum Kart desteğiyle gerçekleştirildi. Boyut & One’s Media tarafından yayınlanan koleksiyon niteliğindeki kitap ile birlikte sesli yürüyüş turu uygulaması Piri de tanıtıldı. İstanbul ve Gece Son üç yıldır İstanbul’un her yerinden gece çekilen fotoğraflarla hazırlanan “İstanbul ve Gece” kitabı, 15 Aralık akşamı verilen davetle tanıtıldı. Tarihçi, İstanbul Elçisi, Yazar Saffet Emre Tonguç’un 15. kitabı İstanbul ve Gece’de, şehrin gece fotoğrafları ile tarihi bilgileri ve hikayeleri yer alıyor. 456 sayfalık kitap, İstanbul’un 7 tepesini de, gökdelenlerin değiştirdiği yeni yüzünü de anlatıyor. Ayasofya’da Bir Gece Tanıtım gecesine cemiyet, sanat ve medya dünyasından çok sayıda davetli katıldı. Tonguç, Sacred7 Travel aracılığıyla özel olarak açılan Ayasofya’yı, birbirinden ilginç bilgiler eşliğinde anlattı. Sesli Turla Sultanahmet... Sen gez, Piri anlatsın. Gecede, kısa süre önce lansmanı yapılan sesli yürüyüş turu uygulaması Piri de tanıtıldı. Kullanıcıların İstanbul’un hiç bilinmeyen hikayelerini Saffet Emre Tonguç’tan dinleyerek gezmenizi sağlayan sesli yürüyüş turu uygulaması Piri YGA Mezunlarının kurduğu Poi Labs girişiminin bir ürünü. Uygulama içerisinde İş Bankası desteği ile hayata geçirilen turlardan Tarihi Yarımada turu da yeralıyor. Konuklar, açılış kokteylinin verildiği Four Seasons Sultanahmet’ten turun yapılacağı Ayasofya’ya geçerek Piri uygulamasıyla Tonguç’un sesinden Tarihi Yarımada’yı dinlediler. Akıllı telefonlara indirilebilen turlar sayesinde, dileyen herkesin İstanbul’u tanıması ve sevmesi amaçlanıyor. Saffet Emre Tonguç’un anlatımı eşliğinde şehrin keşfedilmesini sağlayan Piri ile Karaköy, Tarihi Yarımada, Cihangir-Çukurcuma ve Galata-Beyoğlu gibi İstanbul’un en değerli yerleri gezilebiliyor. İstanbul, Türkiye ve dünyadan yeni rotaların eklenmesine yönelik çalışmalar da devam ediyor. Tonguç "Bugünlerde Daha da Anlamlı" Gecenin kapanışı ünlü besteci, piyanist Anjelika Akbar’ın verdiği konser ile yapıldı. Konuklarıyla tek tek ilgilenen ve yeni kitabını imzalayan Saffet Emre Tonguç hem İstanbul ve Gece’nin hem de Piri’nin şimdilerde daha çok anlam kazandığını söyledi. Tonguç, “Öyle zor zamanlardan” geçiyoruz ki en büyük umut ışığı, ne büyük zenginliklere sahip olduğumuzu hatırlamak. Türkiye muhteşem bir ülke, İstanbul da onun hazine dairesi gibi... Anlatmakla bitmeyecek hikayeler saklayan bir şehri ve görkemli tarihini tanıtmaya yönelik her girişimin pozitif karşılığı olacağına inanıyorum” diye konuştu. Boyut & One’s Media’nın yayınladığı İstanbul ve Gece hem kitapçılarda hem de online or- tamda satışa sunuldu. İş Bankası Maximum Kart müşterilerine ücretsiz olan Piri turları hem iOs, hem de Android akıllı telefon için satışa çıktı. Lansman gecesinden fotoğraflara bakmak için tıklayın! FOTOGALERİ İÇİN TIKLAYIN Benzer Haberler
HSBC Mobil Bankacılık Ayasofya Turu Çekiliş Sonuçları açıklandı. 8 Temmuz 2018 – 8 Ağustos 2018 tarihleri arasında HSBC Mobil Bankacılık uygulamasına giriş yaptılar, Saffet Emre Tonguç ile Ayasofya’da Bir Gece Turu ikramiyesi kazandılar. HSBC Mobil Bankacılık Ayasofya Turu Çekilişi Talihlileri tarihinde noter huzurunda halka açık olarak yapılan çekilişle belli oldu. HSBC Mobil Bankacılık Çekiliş sonucunda ikramiye olarak; 30 kişi 27 Eylül 2018 tarihinde rehber Saffet Emre Tonguç ile Ayasofya müzesi girişi ve gezisi kazandı. HSBC Çekilişi İkramiye Kazanan talihlileri tarihli Akşam gazetesinde ilan edildi. Çekiliş sonuçları HSBC Mobil Bankacılık’a giriş yapan 30 kişi Saffet Emre Tonguç ile Ayasofya gezisine katılma hakkı kazandı. Ayasofya gezisine katılma hakkı kazananlar ASİL LİSTE SIRA NO ADI SOYADI ŞEHİR SIRA NO ADI SOYADI ŞEHİR 1 KADER UYGUN İSTANBUL 16 MAHMUT ERAT DIYARBAKIR 2 GÜL ERSOY ANKARA 17 YAHYA GÖKHAN GÜR MANİSA 3 HATİCE TURAL KOCAELİ 18 HÜSAMETTİN BURUNSUZ İSTANBUL 4 AHMET ALKAN İSTANBUL 19 MUSTAFA ŞİMŞEK İSTANBUL 5 HAKAN SARIASLAN ADANA 20 ŞİNASİ ŞAKLIOĞLU İSTANBUL 6 EVİN ALGAN İSTANBUL 21 CİHAN KARADENİZ İSTANBUL 7 MURAT KILAVUZ İSTANBUL 22 NESLİHAN ÇETİN İZMIR 8 MUSTAFA AKDAĞ İSTANBUL 23 FARUK ÖMER KENDİRLİ İSTANBUL 9 AYCAN AKYÜZ TEKIRDAĞ 24 SÜLEYMAN ESEN ADANA 10 NURİ ÖCAL İZMIR 25 MURAT AKDOĞAN İSTANBUL 11 DUYGU ALTINTAŞ İSTANBUL 26 İSA AĞILLI ANKARA 12 YİĞİT TEMİZOCAK İZMIR 27 SARUHAN BAL İSTANBUL 13 İZZET YARIMAĞAN ANKARA 28 İLKNUR IŞIK İSTANBUL 14 ELÇİN KADİROĞLU UZUN İSTANBUL 29 ABİDİN GÖKKOCA İSTANBUL 15 UĞUR ALİ BUDAK İSTANBUL 30 MUSTAFA DAVRAN MUĞLA YEDEK LİSTE SIRA NO ADI SOYADI ŞEHİR SIRA NO ADI SOYADI ŞEHİR 1 HÜLYA ERTEN İSTANBUL 31 UMUT UĞUR ERKAM MUĞLA 2 DERYA DOĞAN İSTANBUL 32 ŞEHLEM AKBULUT EDIRNE 3 FERHAT BAMBAL ANTALYA 33 İMAM HÜSEYİN PIRILDAR BİLECİK 4 MÜZAFFER IŞIK İSTANBUL 34 GÜZİN AKIŞ ADANA 5 YAŞAR ERBASAN İSTANBUL 35 SÜLEYMAN ÖKSÜZOĞLU İSTANBUL 6 FATİH GÖR İSTANBUL 36 YUNUS MERT İSTANBUL 7 MUSA DEMİRAL SAMSUN 37 METİN ER YALOVA 8 SEÇKİN KÖKSAL BURSA 38 NİYAZİ ÜÇLERTOPRAĞI BURSA 9 DİLEK KARA İSTANBUL 39 EBRU ÖZDOĞAN İZMIR 10 ERBİL MERT İSTANBUL 40 GÜNAY YILDIZ İZMIR 11 ÖZGÜR SELÇUK İSTANBUL 41 ANDAÇ GÜNEŞ İSTANBUL 12 DOĞAN ŞAHİN İZMİR 42 ERSEL HAYRAT İSTANBUL 13 GÖKÇE GÜSEN İSTANBUL 43 UMUT UZUN İSTANBUL 14 EBRU BUDAK İSTANBUL 44 RIZA KÜÇÜKBOYLU BURSA 15 HAKAN BARAN İSTANBUL 45 GÜLHATİCE PARLAK İSTANBUL 16 NEVAL PİRLİBEYLİOĞLU İZMIR 46 VEHBİ YÜRÜKER ISPARTA 17 HALİT GÜLER İSTANBUL 47 ALPER HAN ŞAHİN İSTANBUL 18 UĞUR AKSU İSTANBUL 48 SEYHAN GÜLHAN KOCAELI 19 ADEM CANER BOSTANCI İSTANBUL 49 TUNCAY TEKİNARSLAN NIĞDE 20 İBRAHİM SERT ANTALYA 50 AHMET DERE İSTANBUL 21 ALİ YAMAN ANKARA 51 AHSEN KARAKUŞ ADANA 22 ÖTMEN KARAOĞLAN HATAY 52 YUSUF KÖSE UŞAK 23 NİSAN ORUÇ İSTANBUL 53 MURAT AFŞAR 24 İBRAHİM GÜNEY İSTANBUL 54 SADIK KAYHAN KÖSEOĞLU İSTANBUL 25 ALİ ORAKCI İSTANBUL 55 İBRAHİM BÜYÜKBAŞ İSTANBUL 26 ARİF OSMAN GÜPGÜPOĞLU KAYSERI 56 SERHAT GÜNEYLİ İSTANBUL 27 KUBİLAY YILMAZTEKİN AYDIN 57 ALİ İHSAN UZUNER İSTANBUL 28 ŞEVKİ TUNCER ÖTEN BURSA 58 COŞKUN YAY İZMIR 29 SEVİL TOPCUOĞLU ANTALYA 59 KENAN KABAK KARAMAN 30 AYÇA ÖZALP İSTANBUL 60 MÜGE TULUMCUOĞLU MUĞLAMilli Piyango İdaresi Genel Müdürlüğü’nden alınan tarih ve sayılı izin ile SAAT – SAAT 2359 tarihleri arasında MUCİZE TANITIM tarafından düzenlenen HSBC Bank Kampanyası’na toplam 79742 iştirakçi katılmıştır. tarihinde yapılan çekilişte, ikramiye olarak 30 kişi 27 Eylül 2018 tarihinde rehber Saffet Emre ile Ayasofya müzesi girişi ve gezisi. Four Seasons Hotel Sultanahmet’te akşam yemeği dahildir. Talihlilerin İstanbul – Ayasofya’ya kadar ulaşımı, İstanbul dışından katılacak olan talihlilerin konaklaması ve şehir içi transfer hizmetleri talihliye aittir. Seyahat tek kişiliktir. Seyahat ikramiyesi nakde çevrilemez, talihli dışında başkası tarafından kullanılamaz ve devredilemez. ikramiyesi kazanmıştır. İkramiye kazanan asil ve yedek talihliler yukarıda belirtilmiştir. İkramiye kazanan asil ve yedek talihlilere taahhütlü posta yolu ile bildirim yapılacaktır. İkramiyeyi teslim alabilmek için kazanan asil talihlilerin en geç yedek talihlilerin en geç tarihine kadar, 0212 275 18 07 no’lu faxa nüfus cüzdan fotokopilerini göndererek başvurmaları ve gerekli evrakları, Mucize Tanıtım ve Organizasyon Hizmetleri Ltd. Şti. Eski Osmanlı Sk. No10/5 Mecidiyeköy- Şişli- İstanbul adresine kargo ile göndermeleri gerekmektedir. İkramiyelerin son teslim tarihi ÖTV ve KDV haricindeki diğer tüm yasal yükümlülükler talihlilere aittir. Kampanyaya katılan herkes kampanya kurallarını peşinen kabul etmiş sayılır. HSBC Mobil Bankacılık Ayasofya Turu Çekilişi Bu kampanya HSBC Bank tarafından MPİ’nin tarih ve sayılı izni ile Mucize Tanıtım tarafından düzenlenmektedir. SAAT – SAAT 2359 Kampanya tarihleri arasında mobil bankacılık uygulamalarının kullanılmasının teşvik edilmesi amacıyla kullanıcı kodu, parola ve tek kullanımlık şifre ile HSBC Mobil Bankacılık uygulamalarına ücretsiz giriş sağlayan, bireysel müşterilere 1 çekiliş hakkı verilecektir. Kampanyaya katılım 1 çekiliş hakkı ile sınırlıdır. Talihliler, Saat1100’de Mucize Tanıtım Eski Osmanlı Sk. No10/5 Mecidiyeköy-Şişli / İstanbul Mucize Tanıtım Toplantı Salonu adresinde noter huzurunda halka açık olarak yapılacak çekilişle belirlenecektir. Çekiliş sonucunda ikramiye olarak; 30 kişi 619,50 TL değerinde 27 Eylül 2018 tarihinde rehber Saffet Emre Tonguç ile Ayasofya müzesi girişi ve gezisi. Geziye Four Seasons Hotel Sultanahmet’te akşam yemeği dahildir. Talihlilerin İstanbul – Ayasofya’ya kadar ulaşımı, İstanbul dışından katılacak olan talihlilerin konaklaması ve şehir içi transfer hizmetleri talihliye aittir. Gezi ikramiyesi tek kişiliktir, ikramiye nakde çevrilemez, talihli dışında başkası tarafından kullanılamaz ve devredilemez. kazanacaktır. Kazanan talihliler, tarihli Akşam gazetesinde ilan edilecektir. Ayrıca, asil ve yedek talihlilere posta yoluyla tebligat yapılacaktır. tarihinde mesai saati sonuna kadar başvurmayan asil talihliler ile tarihinde mesai saati sonuna kadar başvurmayan yedek talihlilere ikramiyeleri verilmez. Kampanya sadece Türkiye’de bulunan HSBC Bank bireysel müşterilerini kapsamaktadır. Ticari ve Kurumsal müşterilerimiz kampanyaya dahil değildir. Kampanya bitiş tarihi itibarıyla HSBC Kredi Kartı, Bireysel Kredileri, Kredili Mevduat Hesabı ödemelerinde veya işlemlerinde yasal takipte olanlar bu kampanya kapsamı dışında tutulacak olup, katılıp kazansalar dahi ikramiye verilmeyecektir. Kampanyaya katılım 1 çekiliş hakkı ile sınırlıdır. İkramiye kazanan talihlilerin adres bilgileri, eksik veya bilinmiyor ise gazetede yapılan ilan tebliğ için yeterli olacaktır. Bir kişi birden fazla ikramiye kazanamaz. 18 yaşından küçükler, HSBC Bank ve Mucize Tanıtım ve Organizasyon Hiz. Ltd. Şti. çalışanları kampanya kapsamı dışında tutulacak olup, kampanyaya katılıp kazanmış olsalar bile ikramiyeleri verilmeyecektir. İkramiyeye konu olan eşya ve/veya hizmetin bedeli içinde bulunan KDV+ÖTV gibi vergiler dışındaki vergi ve diğer yasal yükümlülükler talihliler tarafından kampanyaya katılan herkes bu şartları kabul etmiş sayılır.
saffet emre tonguç ayasofya turu