Bazıerkekler kesinlikle daha uzun sürer, bazıları da daha az zaman alır. Bir erkek ayrıldıktan sonra sizi özlemeye başladığında zor bir soru olabilir. Hiç bir hata yaptıklarını fark edip geri dönmek istediler mi? Bir erkeğin bir ayrılıktan sonra bir kadını özlemesine neden olan şeyi inceleyelim: Bumakalede arı ailesi açıklanmaktadır: nedir, arı ailesinin kompozisyonu, gelişimi ve yaşamı. Rahim, dronlar, çalışan arıların yanı sıra yaz ve kovan böceklerinin ayırt edici özellikleri. Kerem Bürsin'in, Hande Erçel'den ayrıldıktan sonra eski sevgilisi Yağmur Tanrısevsin'le sosyal medyada yeniden takipleşmesi, "Aşk yeniden mi?" sorusunu akıllara getirmişti. Önceki gün Nişantaşı'nda görüntülenen Tanrısevsin, konuyla ilgili açıklama yaptı. Rol aldığı 'Kalp Yarası' adlı dizinin sona ermesiyle Hatay'dan Erkeklerneden engeller? BayanCumartesi. Xper 7. Eski sevgilim ya da flört ettiğim daha doğrusu konuştuğum bütün erkekler bunu yapiyo. Ufak bir tartışma da veya terslememizde engelleyip siliyolar. bir süre sonra engeli kaldırıp yazıyorlar amaç ne? Madem geri eklicen ne engelliyip ugrastiriyosun. Sadecedüşünceleriniz ve eylemleriniz kim olduğunuzu tanımlar ve artık kendinizi tanımıyorsanız, kendinize adil olmadığınız anlamına gelir. Kendinize karşı çok sert davrandınız ve bedeninizin ve zihninizin kendilerini ifade etme ve sizi mutlu eden şeyi yapma arzusunu ihmal ettiniz. Bu, uzun zamandır kendiniz olmadığınız cash. birliktelik esnasında gayet kibar/anlayıslı gozuken, ayrılınca icindeki hayvani cıkarır bunlar. iliski cesitli sebeplerden dolayı bittikten sonra "omur boyu ona aitmis" gibi, "mesajla taciz eden" , baska iliskilerine mudehale edip, "bak yengen olur" temali muhabbetlerle hatun kısmının cevresini de rahatsız eden ayrildiktan sonra alcaklasan hakkı bulutlar sizi. bunlar ayrıca kafasında bir ton senaryo kuran erkeklerdir."sevdinmi sevmedinmi yoksa hiç sevmemişmiydin sevdiysen neyimi sevdin e niye ayrıldın o zaman ,madem sevdin nasıl bitti niye bitti başkasına bakmışmıydın ben bakmadım tamam baktıysamda bi kere ,asıl senin allah belanı versin yada vermesin..."konulu başlıklar altında devamlı telefonla -yüzyüze -kısa mesajla-fikirlerini belirterek eski sevgilisi olan kızın hayatını karartmaya kararlı olan tiplerdir. içine düştüğü durumu hak etmiş erkektir..bkz müstehak ayrıldıktan sonra kıza yapışıp sülüklük yapmasa da olayı normal karşılasa, belki kız tarafından daha sevilecek kız olan tipleri de vardır ama o türlerinin ne yapacağını kimse önceden kestiremez. pespayedir, hemzemindir, hincaldir, uluctur... psikopatlıkta sınır tanımayacak kadar yaratıcı olabilen zavallıdır. önce "hala arkadaşız ama dimi?" diyip msn'den laf sokmak adına kişisel iletiye binbir türlü şarkı sözü yazanı da mevcuttur bunların. sonra zaman zaman cep telefonuna "seni düşünüyorum ve ağlıyorum, biliiiyooor muğğsuuun?" gibi mesajlar atarlar; "yaa bir arkadaşım kaza yaptı, o an aklıma bir tek sen geldin. hayat ne kadar kısa? gel beraber mesut olalım" diye telefon açarlar. laftan anlamayan erkeklerle aynı grupta yer alırlar. hemen iriyarı bir grup arkadaş ayarlanmalı, ağlayıp zırlayıp doldurulmalı ve ayrıldıktan sonra başa bela olan erkekle 3 metrekarelik bir odada yalnız bırakılmalıdırlar. vedalaşma vakti geldiğinde, aklı yerine gururunu kullanan bir kadın ayrılmayı kafasına koyduysa o iş bitmiştir, üzme kendini yeni kişiler çıkacak karşına. ayrıma kararınızın ne denli isabetli olduğunu gösterir. ekşi sözlük kullanıcılarıyla mesajlaşmak ve yazdıkları entry'leri takip etmek için giriş yapmalısın. genelde umursamaz hayatlarına devam ederler. sanki hiçbir şey olmamış gibi oyun oynarlar falan filan. hele bir de, aylardan temmuz ise, değil tabi, o akdeniz akşamlarıydı, neyse, hele bir de kendinizi teslim ettiyseniz beyzadeye ve sizin onu bırakamayacağınızdan eminse ya da bir şekilde bunu biliyorsa hiç beklemeyin pişman olmasını. "iki gün sonra geri döner." diye düşünür, üzülmez, oturur öyle. "oh be dünya varmış!" der. canım benim. bir hafta sonra yüzünüzü gördüğünde afallar, pişmanlığı yüzüne dökülür birer birer. düdüt neticede, mesele ayrılık. zottirik bir konu değil ki bir kenara fırlatılıp atılsın. kendisi, toplum yargıları üzerinden hareket ederek pişmanlığını içine atsa da, sırf inadı yüzünden geri dönmeye kalkışmasa da, güzelim bir ilişkiyi rezil etmiştir ya da edilmesine izin vermiştir. ayrılık işte, o da üzülecek karşı taraf da. ne saçmalıyorum ben?! sanırım en iyisi bir erkek tarafından bu olayın anlatılması ki yanlış kanılara varılmasın.. toplanın şöyle yamacıma anlatim o zaman; kadınların bildiklerinin aksine öyle neyse bu bitti sıradaki nerde diye düşünmez ya da hiç bir şey olmamış gibi hayatına devam etmez.. o üzüntüsünü, acısını yalnızken yaşar.. içine atar çoğu şeyi.. yalnız kaldığı zamanlarda onun resimlerine bakar, anıları teker teker düşünür, hatta oturup ağlar.. sonra en yakın dostu alkol olur.. tembelliğinden değil rüyasında onu görme ümidiyle sık sık uyur.. uyanık olduğunda düşünmemeye, acı çekmemeye çalışmak için arkadaşlarıyla buluşur onu yapar, bunu yapar, oyun oynar.. derdini de anlatamaz çünkü toplumun yüklediği bir görev vardır erkeğe.. erkek ne olursa olsun sağlam durmak, zayıf gözükmemek ve duygularını göstermemek zorundadır.. ondandır ki bırakın kadın olanları, erkek olan arkadaşlarından bile gizler aslında hissettiklerini.. en yakın arkadaşı bilir/bildiğini zanneder ama gerçekte o en yakın arkadaşın/kankanın vs. bildiği sadece iceberg in görünen kısmıdır.. işte bu sebepler yüzünden erkek ve ayrılık sonrası hissettikleri genelde yanlış anlaşılmaktadır.. erkekler umursamaz, erkekler ağlamaz tarzı genellemeler atılır ortaya.. ps. ha tabi ki her erkek böyle midir? değildir.. her ayrılık koymaz, her erkek duygularını saklamaz bir de bazı kesim gerçekten bu yapılan tespitlerdeki gibidir hiç kimseyi, hiçbir ayrılığı umursamaz onla ilgili yorum yapmaya gerek yok genellemeler yeterli zaten. futbola sarmak olarak özetlenebilir. sevgiliye ayrılan sevgi, ayrılıktan sonra tutulan futbol takımına yöneltilir. genelde bir büyüğe danışılır. oda görsellerdeki öğe olur. ya da bkz yeni rakı ben sanırdım ki... acaba bitmese daha mı iyiydi diye düşünür, kimi yerde kendini hatalı bulur hatta çoğunlukla. yani ben isterdim öyle olsun. beni düşünüp üzülsün, bazı bazı ağlasın, gerçekleştiremeyeceğimiz hayallerimize yansın. ama aslında şöyleymiş; biz ayrıldıktan sonra 3 gün geçti ve bir cafede karşılaştık. boynuna baktım farklı farklı yerlerde 3 morluk. ''hayırlı işler'' dedim. ''bildiğin gibi değil'' dedi. - sensizlik çok koydu be deniz seni unutmaya çalıştım farklı bedenlerde. + ne yani 3 morluk da 3 farklı bedene mi ait? ne yaptın her gece biriyle mi? - seni seviyorum... + anlıyorum... uyandım, nefes nefese. sonra hazırladım kendimi gelecekteki düşünmek dahi istemediğim en kötü şeye.. hay amınakoyım yaa bu aşk acısı ne büyük çile? 3 günde unutana değil de, çekmesini bilene... -ilk gece alkol, arkadaşlarla muhabbet -ikinci gece arkadaşların "boşver zaten şöyle kızdı" demelerisevmelerine rağmen -üçüncü gece adamın da "eeaahh bi arayayım da ya da mesaj atayım da içimde dün biriken kini kusayım" -dördüncü gece "amaan boşver, karı var mı karı?" işin garip yanı kendisi de ayrılsa karşı taraf da ayrılsa bu böyledir. ayrıca her seferinde bir kadınla biter hikayeler. o kadar çok içer ki, ayrılık sonrası yaşadıklarını yazmaya kalktığında bi bok hatırlamaz bile amına koyiim. hep merak edilendir. acaba ne yaptı? sanki ayrılıktan sonra yaptıkları ne kadar sevdiğini ya da sevmediğini gösterecekmiş gibi. olan olmuş işte. hala acı çekip üzülmesini istemek sadece bencillikten ibaret. ya da dersler çıkarmasını istemek, hala onun iyiliğini düşünmek. belki de en doğrusu için nazım hikmetten gelsin; ''üzülme, sen aşkı yaşanması gerektiği gibi yaşadın. özledin, içtin, ağladın, güldün, şarkılar söyledin, düşündün, şiirler yazdın. “peki o ne yaptı” deme. herkes kendinden sorumludur aşkta.'' çok sevmiş te ayrılmıştı, çevresindekilerin "sana kız mı yok" tarzı söylediklerini dinlemiyordu. çünkü hayat bitmiş; böyle söylüyordu. yıkanmıyordu, uyumuyordu, gözlerindeki kızarıklık hiç gitmiyordu.. sonra 2 ay geçti ayrılığın üstünden. bi gün geldi, kızdı hep. hakaretler, iftiralar... sonra bir ay daha geçti üzerinden dışarı çıkmaya, arkadaşlarını görmeye başladı tekrar. farkında olmadan başka işlerle meşgul oldu, yeni insanlarla tanıştı. başka bi gün daha geldi; sevdim evet, ama bitmesi gerekiyordu, devam edebilirdi; ama etmedi napıyım daha fazla ısrarcı olamam, dedi. hatırladıkça ağlama krizleri geliyordu, ama gizli gizli ağlıyordu. sonra biraz daha ağlama krizlerine tutuldu. ağladı. ağladı.. sonra bambaşka bi gün geldi. artık tekrar yaşamaya başlamıştı; "evet çok güzel günler geçirdik ama artık içimde ona karşı hiçbirşey kalmadı; ne aşk ne nefret. nötrüm artık." dedi. kıçını yırtan iç ses e ben başında demiştim ama! bu kadar harabetme kendini geçicek demiştim! bazı insan melankoliyi seviyor işte napıcaksın.. bugüne kadar her zaman karşı tarafı suçlayacak laflar ederdim. kendimi de çok suçlardım ancak bunu fazla dile getirmezdim. insanın doğasında var olan bir refleks işte. ayrılığı birisinin üzerine yüklemek ve eller ensede ayakları uzatıp ayrılığın getirdiği üzüntüyü yaşama. bir erkeğin ayrılık sonrası yaşadıkları erkeğine göre değişiyor. kimisi aylar yıllar geçse dahi unutamıyor. bazen gerçekten sevgisinin saflığı ve duygularının saydamlığından dolayı bu. bazen de yaşadığı "ezildim ben anlıyor musunuz, sevin beni" dürtüsü ağır basıyor. ama bu işin erkeği kadını olmuyor. kaldırabiliyorsan yaşamaya devam edebilirsin. kaldıramıyorsan kendini ve çevrendekileri sıkmaya devam edersin. bir kadının zerrece umrunda değildir. bir kadının ayrılık sonrası yaşadıkları da hakeza. ayrılık sonrası yaşananlar özeldir. ayrılık da sevdaya dahildir. söz sahibi masum? değiliz hiçbirimiz. gidelim buralardan, dayanamıyorum. ben sanırdım hep öncekiler gibi olacak. hep öncekileri sallamadığım gibi bunu da sallamam, aklıma gelmez. 3-5 gün yokluğu koyar, sonra alışırsın. nasıl ki ona alıştın, yokluğuna da alışırsın. hep öncekilerde olduğu gibi zaman ilaç gelmeliydi, iki taraf için de, belki sadece benim içindi hep zaman. belki de öncekilerde olduğu gibi suçu gene hiç kendimde aramayacaktım. belli bir zaman sonra fotoğraflara baktığımda, adını andığımda bir anlam ifade etmeyeceğini. ama bu öyle olmadı, değilmiş istisnalarla kaideyi bir tutup genellemek. ilk zamanlar koymadı, nefretle alıştırdı bu bünye kendini hayatın yalnızlığına. kabullendi herşeyin bittiğini, sevginin, aşkın tükendiğini. karşı tarafta da bittiğini duyduğnda daha da güçlendi unutup silmek için, sildi bütün hatıraları, anıları, fotoları. yılda bir iki kez gördü o zamanlar da kandırdı kendini bittiğine, tükendiğine. ama zamanın aslında ilaç değil, tekrar eden bir film, silinmiş tükenmiş anıların unutulmadığını sadece hatırlanmadığına tanık oldu, oysaki her anı saniyesi saniyesine hatırlamaktı sevmemek!!!1!11 hiç bir şey yokken, bir anda aklına gelip takılı kalmasıydı asıl yokluğuna alışıp, takıntı olmadığını idda ettiği kişinin aşkını. aşkın tükendiğini, ileride tamamen yok olacağını sanıp uzun zamandan sonra sebepsiz yere depreştiğinde anlamaktı aşkın izinin kapanmayacağını. kim bilir, zamanında iyi ki demediğin şeyler için iyi ki diyebilmek, keşke demediğin zamanlarda pişmanlık duymamaktı oysa kabullenmek, ama asla kabullenememekti hala onu sevdiğini bitmiş bir ilişkinin ardından gururunu güçlendirmeye çalışırken. herkes kendince haklı ama yaşananlar iki taraf için de farklı. kimin haklı olduğunun bir anlamı yok kaybettikten sonra, kaybedildikten sonra. ayrılık sonrası yaşananlar mı? aslında kişinin yaşamadığını anladığında, yaşananlar ne kadar umrunda olur ki? dünyanın en büyük arz-talep sorunun erkekler ve kadınlar arasında yaşandığını hatırlamak. genelde egosuyla ilgilidir, "nasıl yaaa, hassiktr yaa" gibi kendini ona duyulan sevgiye değil de sevgi duyulan kişiye sahip olamayacagı konusunda aşağılanır bulur egosu tarafından, istisna olan gerçekten sevdiği kişiyle arasında olan sevgiyi önemseyen ve bunu kaybetmekten ötürü endişe/hüzün duyan kimseler, bu şekilde olması gereken gibi insanlar olmaya devam etsinler ve sakın ama sakın alınganlık yapıp da seri eksi oy veren ibne gibi boktan bir sıfatı üzerlerine almasınlar, yakışmaz. Ayrılığı taşıyabilmek... Erkek ya da kadın ayrıldıktan sonra nasıl davranır? Bizzat kendinizin başına geldiyse veya çevrenizde şahit olduğunuz ayrılıklar sonrası, ayrılan kişilerin birbirleri hakkında söyledikleri sözler ve duruşları dikkatinizi ister birkaç ay sürsün ister birkaç yıl veya senelerce, hayatında en değerli şeyleri; zamanını, duygularını, bilgisini, emeğini paylaştığı birisinin ilişki biterken veya bittikten sonra ayrıldığı kişi hakkında nasıl bir duruş aldığı, ne kadar görmüşsünüzdür; habire ayrıldığı karısı veya sevgilisi hakkında uluorta önüne gelene saydıran, olmadık laflar eden, kadının yerini yurdunu koymayan... Kadın görmüşsünüzdür; sürekli adamın olumsuzluklarından dem vuran, hep mağdur olduğunu anlatan. İnsanın mahremini paylaştığı, anılar biriktirdiği, biri zorda kaldığında öbürünün ona koltuk değneği olduğu, iyi zamanlarında güzel bir gelecek hayal edip birbirlerine vaatte bulunduğu çok özel durumları yaşamamışlar gibi, nasıl hoyrat bir tavırdır bu sergilenen!Eşini aldatan erkek ya da kadınlarda da benzer bir duruma rastlanır. Karısı hakkında öteki kadına en ağır ithamlarda bulunan adam, eve gidip aynı kadının yüzüne birşey olmamış gibi bakar. Kadının da benzer davrandığı durumlara eşi ya da sevgilisi hakkında yakın çevresine durmaksızın nahoş şeyler söyleyen kişilerin, kendisine saygısı olmadığını düşünüyorum. 'İnsan' olan insan biten bir ilişkinin ardından ne kadar öfkeli olursa olsun, karşı tarafı rencide edici şeyler konuşmaz. O kişinin bulunmadığı bir ortamda, kendini savunacak bir pozisyonu yokken arkasından savurmak yakışıyor mu?Buna şahit olan yani dinlemek zorunda kalan kişiler de zaten genellikle, anlatan bu adam ya da kadınla ilgili pek de iyi şeyler düşünmemektedirler. Dinlemek zorunda kaldıkları için konuşanın yerine 'utanç' duydukları da olur. İnsanın içinden; "Bir sus" diyesi duruma düşmüş kişiler -'düşmüş' diyorum çünkü bu bir düşkünlük hali- aslında ilişkinin içindeyken de kendisiyle oldukça meşgul olan ve genellikle monolog yapan kişilerdir. Karşısındaki insana gerçekten değer vermiş ve anlamaya çalışan birisinin böyle davranması, pek beklendik birşey değildir. Birlikteliği nasıl taşıyorsa, ayrılığı da öyle havliyle kendisinin ne kadar haklı olduğunu anlatmaya çalışırken, karşı tarafa hakaret sayılacak derecede yüklenerek ve onu değersizleştirerek bundan nemalanmaya çalışmak, ne büyük bir karakter de görmüşsünüzdür; ilişkisinde en zorlayıcı deneyimleri de yaşasa öldürseniz, karısının ya da sevgilisinin arkasından konuşmayan insanları... Sadece; "O iyi bir insandı, çok desteğini de gördüm ama yapamadık" deyip onlar bilirler ki; bir dönem kucağına alıp saçlarını okşayan, koklayan, aynı tabaktan yemek, aynı bardaktan su içen, kazancını bölüşen, en düşkün anında bile yanında yürüyen, acısını acısı gibi hisseden, eşine, dostuna, ailesine; "Bendendir, benim gibi bilin" diyen insanın iki dakikada satılıverilemeyeceğini, kadrini, kıymetini ve en önemlisi ahde-vefayı... Ha bir de konuştukça ucuzlandığını...Hani bir söz vardır; "Asil azmaz, bal kokmaz" diye, öfkesi bile olsa zerafetine hayran olunası, adam gibi adam ya da kadın; önünüzde eğiliyorum. İlişkinin başlarında, malum, çoğumuz karşımızdaki bizi daha fazla beğensin diye farkında olmadan halimizde, tavrımızda ufacık’ değişimler gösteririz. Sevmediğimiz mekânlardan hoşlanır gibi yaparız, 7/24 sevişmeye hazır bir şekilde tepeden tırnağa bütün nokta atışlarını tamamları. O gerizekâlı erkek sürüsü arkadaşlarıyla çok eğleniriz, “Hepsi çok iyiler aslında” ayağına yatarız, o aramazsa asla aramayız, telefonu böğrümüze koyar, acıdan kıvranırız ama yine de ilk arayan biz desen -ki şahsen benim en büyük taktiğim- önce “Kıskançlık, kendine güveni olmayan kadın davranışıdır. Aramızda bir bağ var diye ne sen benim hayatımı daralt, ne de ben senin.” der, fakat ilk kıskançlık krizinde şöyle laflar çıkar ağzımızdan “Benim gibi kızı bile ne hale getirdin! Hayatta ya hayatta diyorum bak, asla yapmayacağım şeyleri yapıyorum şu an! Bu şekilde bi’ tavır takınıyorsam sana demek ki şu hatalısındır, demek ki senin görmediğin bazı şeyleri görüyorumdur. Bunu kavgaya çevirmek istiyorsan sen bilirsin. Kavga etmeyi beceremem bile, korkarım ben.”O, GERÇEK YÜZÜNÜ GÖRÜNCE İlişkinin devamındaysa o kavga etmeyi beceremeyen ben, başlıyorum saydırmaya “Nerdesin? Neden? Gittiniz şimdi oraya, kimler var peki? O şıllık yanınızda di mi? Allah kahretsin seni de onu da! İş arkadaşın filan fark etmiyor. Ayrılacaksın o işten o zaman. Ben sana ne yaptım ya? Ne yaptım da bana bunları yapıyorsun?” Neymiş, alt tarafı adam işten sonra arkadaşlarıyla yarım saat bir şeyler içmek için takılmış! Oturduğum yerden o yarım saati adamın burnundan getirtiyorum, ağlatana kadar uğraşıyorum. O garibim de seviyor demek ki ilişki senelerce böyle sürüp gidiyor, evliliğe doğru ilerliyor. Fakat ayrılıp barışmaktan evlilik için bir hamle yapamıyoruz. Adamı tüm sosyal çevresinden söküp alıp, ikimize küçücük dar bir alan yaratıyorum. Bu arada ilişkimizin başında satış yaptığım, görüşmediğim arkadaşlarımla ilişkinin sonuna doğru daha sık görüşüyorum çünkü kendi daralttığım alan beni de bunaltıyor. Ama adam asla görüşemez, arkadaşı Nobel Fizik Ödülü almış bir profesör bile olsa benim gözümde “İşe yaramaz hıyarın teki! Seni de kullanmaya doyamadı. Karı kızdan başka derdi yok, sevmiyorum o adamı sana zarar verecek, uzak dur!” Kavga ederken büyüdüğümü, güçlü olduğumu düşünüyorum. Bu ego yüzünden de zaten farkında olmadan kavgadan zevk alan biri haline dönüşüyorum.“O EVLENİYORMUŞ”U DUYUNCA...Paylaştığımız şeyler sadece ettiğimiz kavgaların tozları oluyor, kimse bizim ilişkimizi ciddiye almıyor. O hoşlanma, o birini sevme, kendini ona ait hissetme duygusu yerini hırsa, öfkeye ve inada bırakıyor. Sonra yine bir gün rutin ayrılıklarımızdan birini yaşıyoruz, ben de artık çok yorulduğum için bir süre kendimi çekeyim diyorum, nasılsa barışırız derken ikimizle alakası bile olmayan birinden sanki grip olmuş dercesine “O evleniyormuş” lafını duyuyorum. Sonrası hüsran, bunalım, dizleri karnına çekerek ağlama günleri, her şarkının, her mekânın onu inadına hatırlatma zamanları, acı, acı ve acı...Adam haklı. Çünkü sadece kavga ederkenki halimi hatırlıyor, onun için onun hayatına engel olmaktan başka bir işe yaramayan küçük bir psikopat haline geliyorum. Şişmiş, kızarmış gözler, korkunç mesajlar, sürekli ders verme isteği, kontrolsüz öfkeler derken karşısına çıkan ilk normal kıza denize düşen yılana sarılır misali sarılıyor. Kız senin benim gibi bir kız. Ne artısı var, ne eksisi... Sadece o da her kız gibi, ilişkinin en başında dünyalar güzeli. Kıskançlık yok, bunaltmalar yok, kavga desen zaten beceremez tam hayalindeki kişi, tam sığınacak liman. O kadar balık hafızalı ki benle yaşadığı ilk günlerin nasıl olduğunu hatırlamıyor bile! Hatırladığı tek şey “Çok boğulmuştum.”Geberseydin! Belki dolu dizgin bir aşk yaşadınız, belki de çok fazla şey hayal ederken kısa sürede bitti. Ayrılmanızın hemen ardından seni engellemişti ve bir baktın ki ortada engel falan kalmamış. İşte o an kafanı kurcalayan sorular bir anda çığ oluyor, ama hepsinin tek bir ortak noktası var Neden? İşte burcuna göre olabilecek sebepler… Koç Canlı ve hareketli karakteriyle bugün yaptığı yarınla uyum göstermeyebilir! Bir Koç sosyal medyadan ya da direkt olarak telefonundan engeli kaldırdığı zaman bu onun için hiçbir anlama gelmeyebilir bile. Zamanında yaptığı hareketin yanlış olduğunu düşünerek, fakat şu anda bir beklentisi olmadan engelini kaldırmak istemiş olabilir. Tabii bunun bir de tam tersi var. Belki de gerçekten ayrıldığınız için pişman olmuş ve seninle tekrar iletişime geçmek için de böyle bir hareket yapmış olabilir. Bu yüzden bekle ve gör! Zaman zaman agresif olabilen Koç’a mesaj attığın anda hiç beklemediğin negatif bir cevap da alabileceğini unutmamalısın. Boğa İlişkiniz bittikten sonra sadece senin değil, onun da hayatında birçok değişiklik oldu. Yepyeni insanlarla tanıştınız, belki birçok zaman birbirinizi özlediniz, çok üzüldünüz ama bir o kadar da güldüğünüz anlar da oldu. İstikrara fazlasıyla önem veren Boğa, hayatında böyle bir karar alıp engelini kaldırıyorsa bu onun için büyük bir adım! Bu yüzden engelini kaldırdığını fark ettiğin anda onunla iletişime geçebilir, belki de bazı şeyleri yeniden başlatabilirsin. Neden olmasın? İkizler İletişim gezeni olan Merkür tarafından yönetilen İkizler, ya sana bir mesaj göndermek istiyor ya da yine bir kararsızlık yaşıyor ve atsa mı atmasa mı bir türlü bilemiyor! Eğer senin için gerçekten önemli ve değerli biriyse bunun avantajından yararlanıp tatlı bir mesaj atabilir ya da fotoğrafını beğenebilirsin. Fakat karşındaki kişinin İkizler burcu olduğunu unutmayıp dikkatli davranmakta fayda var, ne de olsa bir anı diğer bir anını tutmayabiliyor 🙂 Yengeç Ah duygusal Yengeç! Engelini kaldırdığı zaman bunun iki anlamı var Ya seni gerçekten çok özlüyor ya da seninle birlikte olduğu zamanki hislerini özlüyor. İlk bakışta ikisi de sana aynı gelebilir, fakat birinde seninle barışmak için yanıp tutuşabilecekken, diğeri direkt olarak nostaljiden keyif alan karakterini yansıtıyor. Bu yüzden kendine zaman vermeye devam etmelisin, onun ne kadar duygusal biri olduğunu çok iyi biliyorsun ve ona karşı bir sınır koymadıkça tekrardan aynı şeyleri yaşamanızın çok olası olduğunun da farkındasındır. Aslan Engelini kaldıran eski sevgilin bir Aslan burcuysa aslında durum çok basit. Hayatında neler olup bittiğini merak ediyor. İlgiye, kendine duyulan hayranlığa bayılan Aslan, birinin hayatından çıktığı zaman onun bitap düşmesini, tabiri caizse sürünmesini ister. Ayrıca kıskanç yapısıyla da o insanın ilk başlarda mutlu olduğunu görmek istemez. Fakat sonrasında merak duygusu ile beslenir ve buna yenik düşerek bir anda engeli kaldırabilir! Yapman gereken tek şey var, bu durum karşısında dikkatli olmak ve heyecana kapılmamak. Engelini kaldırıp uzun bir süre mesaj atmama olasılığı yüksek o yüzden temkinli davranmalısın. Başak Ayrıldıktan sonra seni engelledi, aradan belki 1 ay, belki 1 sene geçti ve bir baktın, sürpriz! Ortada engel falan yok. Başak burcu kendini konuşmaya hazır hissettiği zaman ortadaki engelleri kaldırmak ister. Mükemmeliyetçi ve istikrarı seven yapısı sayesinde bir konuda tam olarak hazır olana kadar hiçbir adım atmaz, fakat bu duruma kendini ikna ettiği zaman olayları değiştirebilecek bir hareket yapmaktan çekinmez. Onunla tekrardan iletişime geçmek istersen sosyal medyadan mesaj atabilirsin, fakat sonrasında bu sohbeti yüz yüze yapman gerektiğini unutmamalısın. Terazi Aranızda bir düşmanlığın devam etmesine gerek duymayan, hatta barış imzalamak isteyen Terazi, engeli kaldırarak bu ilk adımı atar. Hayatında gerginliği ve negatifliği sevmez, bu yüzden her Terazi yaşanan ayrılık sonrasında elbet bir dönem engeli kaldırır. Kimi zaman kaldırmadan önce farklı bir platformdan mesaj atıp bu durumdan sana bahsedebilir bile, hiç şaşırma! Konuşmak istersen onunla iletişime geçebilirsin, ne de olsa Terazi kendi içinde barış anlaşmasını imzalamıştır. Akrep Zodyak’ın en gizemli burcu olan Akrep, engelini kaldırdığı zaman neden böyle bir şey yaptığını anlaman biraz zaman alabilir. Genel olarak hayatının nasıl gittiğini merak ediyor ve bu yüzden engelini kaldırmış olabilir. Beraber olduğunuz dönemde senin duygularını doğru ifade edip etmediğini sorgular. Ayrıca kendi duygularını anlamaya çalışıyor, sana haksız davranmış olup olamayacağını soruluyor da olabilir. Ne de olsa Akrep, kendini yeniden keşfetmeyi fazlasıyla sever. Yay Ayrılıp seni engellemesinin ardından, bunu kaldırdıysa seninle konuşmaya istekli olduğu bir gerçek! Risk almayı seven Yay, engeli kaldırdıktan sonra bir sonraki hamleyi karşı taraftan bekleyebilir, bu yüzden eğer onunla tekrardan konuşmaya başlamak istiyorsan mesaj atabilirsin. Fakat tam anlamıyla saatler süren dolu dolu bir muhabbet beklememelisin. Anlık duygularına göre de hareket edip yarın keşke engeli kaldırmasaydım da diyebilir. Asıl soru, sen onunla konuşmaya hazır mısın? Oğlak Hayatı bir yolculuk olarak gören Oğlak, engelini kaldırdıysa bu iki anlama gelebilir Ya bu tamamen sembolik bir harekettir ve hayatında kaldığı yerden devam etmek istiyor ve aranızda böyle bir gerginliğin olmasını istemiyordur ya da seni gerçekten çok özlemiştir ve geri istiyordur, seninle iletişime geçebilmek için de engelini kaldırmıştır. Yoğun iş hayatından vakit ayırıp böyle bir hareket yaptığı zaman neden engelini kaldırdığını ona sorabilirsin. Kova Tam anlamıyla bir hava burcu olduğu için, engelini kaldırdığı zaman bunun altında çok derin anlamlar aramamalısın. Özgürlüğüne fazlasıyla düşkün olmasına rağmen, engelini kaldırana kadar onun hakkında hiçbir şey duymamış olabilirsin. Arkadaşlığa çok değer veren Kova ile yeniden arkadaş olmak hatta daha derin duygular yaşamak istiyorsan onunla iletişime geçsen bile biraz sabırlı olmalısın. Balık Sosyal medyanın aslında hayatın tüm gerçeklerini yansıtmadığını, aldatmacalarla dolu olduğunu unutmaman gerek. Fakat hepimiz sosyal medyaya senin ne kadar düşkün olduğunu iyi biliyoruz, bu yüzden dikkatini çekmek için yapmış olma olasılığı çok yüksek! Dikkatlice adım atarak gerçekten ne istediğine karar vermelisin. Sonrasında ister tepkini göster ister onunla tatlı bir şekilde iletişime geçmeyi dene. Karar senin!

erkek ayrıldıktan sonra neden engeller